Türk Sineması bunu tartışsın

MİLLİYET CADDE – 16 Ekim 2012 Salı  ALİCE

Düne kadar Türk filmlerine ciddi katkılar sağlayan yabancıların Altın Portakal’dan bu denli çok ödül alamamasının sebebi sayılarının azlığından değil, jüri üyelerinin Türkleri tercih etmesindendi. İlk defa bu jüri, ‘yerli-yabancı’ ayrımı yapmadı ve gerçek su yüzüne çıktı.

‘49’uncu Altın Portakal’ bitti, ama jürinin verdiği ödüllere dair tartışmalar bitmedi.
Her festival sonrası olur bu.
O nedenle normal karşılıyorum.
Bu festivalde, geçmiş yıllara göre olmayan bir şey oldu.
Beş branşta ödülleri kimlerin aldığına bir göz atalım:
En İyi Görüntü Yönetmeni: Florent Herry / Pazarları Hiç Sevmem.
En İyi Kadın Oyuncu: Anna Andrusenk / Elveda Katya.
En İyi Kurgu: Christoph Loidl / Güzelliğin On Par’ Etmez.
En İyi Sanat Yönetmeni: Tora Aghabayova / Zerre.
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Gila Benezra ve Nimet Akkaya / Küf.
Ortada böylesine çıplak bir gerçek varken, günübirlik konuları tartışmak niye? Asıl tartışılması gereken bu oysa.

50 milyon dolara 70 film
Türk sinemasının yıllık prodüksiyon harcaması topu topu 50 milyon dolar.
Her yıl 60-70 film çekiliyor bu parayla ve sonuçlar da ortada.
5’i para kazandırıyor, bir o kadarı kendini kurtarıyor, diğer 55-60 filmse zarar ettiriyor.
Kültür Bakanlığı’nın verdiği krediler de olmasa 20’den fazla film çekilmez Türkiye’de.
Böyle bir durumda yerli sinema endüstrisinden bahsetmek mümkün mü? Değil tabii.
O yüzden de yapımcı ve yönetmenlerin çoğu, şöyle bir yönteme başvuruyor yıllardır.
Aslında yaptıkları, işi cilalayıp, parlatma.
Yapımcılar ve yönetmenlerin sınırlı bütçelerle çektikleri filmler, ‘Daha Avrupai görünsün’ diye Türklere ödeyecekleri paranın bir tık fazlasını verip yabancılardan alıyorlar görüntü, sanat yönetmenliği ve artistik makyaj gibi teknik hizmetleri.

Kalifiye teknik eleman az
Yıllardır yapılan bir şey bu.
Düne kadar Türk filmlerine ciddi katkılar sağlayan yabancıların bu denli çok ödül alamamasının sebebi sayılarının azlığından değil, jüri üyelerinin Türkleri tercih etmesindendi.
İlk defa bu jüri, ‘yerli-yabancı’ ayrımı yapmadı ve gerçek su yüzüne çıktı.
Türk sinemasının ciddi sorunlarından biridir kalifiye teknik eleman eksikliği.
Onca sinema okuluna rağmen, ne yetiştirebiliyor gerektiği kadar elemanı sinema, ne de yetiştirdiklerini elinde tutabiliyor.
Film çekenler de bu açığı yabancılarla kapatıyor.
Öyle olunca da Türk sinemasını desteklemek amacıyla yapılan festivalde, ödüllerden beşi Türk filmleri için çalışan yabancılara gidiyor.

iDDiA DEĞiL, iŞTE BELGE!

Son zamanlarda festivallerde yarışan filmlere bakın, çoğu yurt dışında yaşayan Türklerin çektikleri yapımlar.
‘49’uncu Altın Portakal’da ödüllerin çoğunu da onlar aldı.
Antalya’da ‘En İyi Film’ seçilen ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’e T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Cem Erkul’dan itiraz geldi.
Erkul, Antalya’da ‘En İyi Film’ seçilen ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’in Türk değil, Avusturya filmi olduğunu söyledi. Erkul, ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’, Karlovy Film Festivali’nde Avusturya adına yarıştı” dedi.
Bu beyanatın sahibi her hangi biri değil, sinema genel müdürü.
Üstelik benzer bir durumdaki ‘Kuma’ filmi, yapımcısı Türk olmasına rağmen T.C. vatandaşlığından çıktığı için elenmişti.
AKSAV Genel Müdürü Göksel Kumsal’a sordum konuyu.
‘Kuma’ ile ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’in durumlarının benzer, ama aynı olmadığının altını çizen AKSAV Genel Müdürü şunları söyledi:
“Her yarışmanın kendine özgü katılım koşulları var. ‘Altın Portakal’da bir filmin yarışabilmesi için sahibinin ya da ortaklardan birinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması yeterli. ‘Kuma’nın ortağı Türk, ama T.C. vatandaşı değildi. ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’in senaristi ve yönetmeni Hüseyin Tabak’sa Almanya’da yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından biri. Çifte vatandaş olup olmaması ilgilendirmiyor bizi. Hüseyin Tabak, ‘Altın Portakal’a yaptığı başvuruda, filminin Türk-Avusturya ortak yapımı olduğunu beyan etti. Bizim açımızdan hiçbir sorun yok. Bir filmin ‘Eser İşletme Belgesi’ olup-olmadığı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı ilgilendiren bir konu.”
Göksel Kumsal’dan Hüseyin Tabak’ın doldurtup, altına imza attığı beyannameyi de istedim.
Gördüğünüz gibi beyan ortada.
Şayet siz, yapımcının çifte vatandaş olup  olmadığını sorgulamaya başlamışsanız ‘Safkan Türk Filmi Festivali’ istiyorsunuz demektir.
O da Antalya gibi ‘turizm cenneti’nde olmaz.
Gülerler adama.

GÜNÜN SÖZÜ
Cahilin cahilliğini kanıtlamak kolaydır. Fakat bunu ona itiraf ettirmek güçtür. (Hz. Ali)