Trophy tırt!

MİLLİYET CADDE – 17 Ekim 2012 Çarşamba  ALİCE

Kenya’nın doğası, hayvanları, onca ünlü, harcanan onca para ve sarf edilen emeğe rağmen Trophy Türk’ün hiçbir bölümü reyting listesinde ilk 100’e giremedi.  Demek ki yarışmacıların yakınları bile merak etmemiş Kenya yolcularını. Trophy Türk, oldu size Trophy Tırt

İnanmayan reytingte ilk 100 listesine  baksın. Samanyolu TV’nin Afrika’nın hayvanlar alemini yayınladığı her belgesel, ilk 100 program içinde mutlaka yer bulur kendine.
Hem de üst sıralarda.
TV8, Afrika’nın vahşi doğa yaşamıyla ünlü ülkesi Kenya’ya 10’u ünlü 20 yarışmacı, bir o kadar sunucu ve teknik ekip gönderdi, sonuç tam bir hayal kırıklığı.
Kenya’nın doğası,   hayvanları, onca ünlü, harcanan onca para ve emeğe rağmen ‘Trophy Türk’ün TV8’de yayınlanan hiçbir bölümü, reyting listesinde ilk 100’e giremedi.
Düşünebiliyor musunuz?
Kanalda aylıkla çalışan Murat Özarı’yla Fikret Engin’in kuşların derin uykuda olduğu saatte hazırlayıp sunduğu futbol şovunun bile ilk 100 program arasına girmişliği var, ama ‘Trophy Türk’ün yok.
20 yarışmacı, üç sunucu ve TV8’in Kenya’ya gönderdiği teknik ekibin yakınları, akrabaları seyretse reytingte ilk 100 arasına girerdi yarışma.
Girmediğine göre demek ki yakınları bile merak etmemiş Kenya yolcularını.
Trophy Türk, oldu size Trophy Tırt.
TV8, Kenya’ya götürdüğü  10 ünlüye toplam 600 bin TL ödediğine göre varın siz hesap edin ‘Trophy Türk’ün kanala olan maliyetini.
Samanyolu TV’nin dönüp dönüp yayınladığı Afrika hayvanları belgesellerinin bir bölümü için ödedikleri para taş çatlasın birkaç yüz dolardır.
Samanyolu TV’nin sadece Kenya’nın vahşi doğa yaşamını göstererek aldığı reytingi, safariye çıkan onca ünlü, Kenya’nın nefis doğası ve vahşi hayvanlar alemine rağmen ‘Trophy Türk’ün rüyasında bile görememesi düşündürücü.

TAKMA iSiMLERLE HAK ARAYAN MAGAZiNCiLER!

Yazdıklarımı takip edenler bilir, oldum olası itibar etmem imzasız mektuplara, takma isimle atılan epostalara ya da gerçek kimliğini gizleyerek açtığı hesaptan,  hesapsız tweet atanlara.
Son günlerde yazdıklarından magazin muhabiri olduklarını tahmin ettiğim bir grup Twitter kullanıcısı resmen bunalttı beni.
Sürekli Kanaltürk’teki   ‘2. Sayfa’yı hazırlayıp sunan Müge Dağıstanlı, Gülşen Yüksel ve benzer bir işi TV8’de  yapan Cengiz Semercioğlu’nun, kendilerinin yaptığı gazete haberleri üzerinden para kazandıklarına dair tweet yazıp, bu kampanyanın içine çekmek  istiyorlar beni.
Bazen “Niye bu tweet’leri RT yapmıyorsunuz?”, bazen de “Bu ‘emek hırsızlığı’nı niye köşenizde dile getirmiyorsunuz?” diye sitem ediyorlar.
Yapmayın, etmeyin Allah aşkına.
Ne benim medyadan ya da şov dünyasından biriyle göbek bağım, o nedenle çekindiğim bir şey var, ne de bu arkadaşlar sokaktan alınıp sunucu yapılan insanlar.
Üçü de yılların magazincisi, üçü de magazin yöneticisi.
Magazinle yatıp, kalkıyorlar hepsi.
Buna rağmen çalıştığınız gazeteler için yaptığınız haberleri sizden izinsiz kullanıp, emeğinizi sömürdüklerini   düşünüyorsanız bunu çözeceğiniz arena sosyal medya   değil, hukuktur.
Hazır ‘Gazetelerin içerikleri gazetelerindir. Korsan gazeteciliğe son’ kampanyası başlamışken konuşun çalıştığınız gazetelerin avukatlarıyla.
Artık telif mi isterler kullanılan haber başına, yoksa yayın yasağı mı koydururlar sizin haberleriniz için bilemem.
Ama hukuktur bu işin çözüm yolu.
Ayrıca şunu da unutmayın.
Siperden çıkmadan savaş kazanılmaz, sahte isimlerle hak aranmaz.
Çünkü fırlattığınız her   bumerang eninde sonunda  döner sizi vurur.
HATASIZ KUL OLMAZ AMA…

Ünlü yapımcı Arif Keskiner’in iki filmin finaline dair arlattıklarını sizlerle paylaştığım yazıda hata yapmışım. Daha doğrusu hafızası Keskiner’i, Keskiner de beni yanıltmış.
Merhum Zeki Ökten’in yönettiği, başrolünde Genco Erkal’ın oynadığı ‘Faize Hücum’ filmi yerine ‘Çıplak Vatandaş’ yazmışım. Fark edince internette gerekli düzeltmeyi yaptım, ama gazete çoktan basılmıştı.
“Yönetmen filmde ne demek istedi?” yazımı gazeteden takip edenler için de gerekli düzeltmeyi yapmak istedim.
Bu vesileyle bir şeye de dikkat çekmek isterim.
Her insan hata yapabilir, önemli olan özür dilemeyi   bilmektir.
‘49’uncu Altın Portakal’dan sonra birçok köşe yazarı ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’ filminin adını ısrarla ‘Güzelliğin On Para Etmez’ diye yazdı. Eser sahibi bilhassa ‘Derin Düşün-ce’ koydu filminin adını. Sanki aynı kapıya çıkıyormuş gibi ‘Derin Düşünce’ yaptılar onu.
Şu ana kadar yaptıkları yanlış için “Pardon” diyen çıkmadı.
Ha bire başkalarına çuvaldız batıranlar, nedense iğnenin ucunu kendine değdiremiyor.
Çünkü yürek istiyor.

GÜNÜN SÖZÜ
Kendini bir b.. zanneden insanlara hep hak vermişimdir. İnsan kendini nasıl hissediyorsa öyledir.