Tribünlerdeki senaristler

MİLLİYET CADDE – 18 Mayıs 2012 Perşembe  ALİCE

Cim Bom’un Şampiyonluk Kupası’nı almasını engelleyen taraftarların gerekçeleri savcıya inandırıcı geldi ve serbest bıraktı. Film ve dizi yapımcısı olsam, yazdıkları senaryolarla savcıları bile kandıran bu insanları bulur, şirketime senaryo ekibi yaparım..

Trabzonspor-Fenerbahçe maçında sahaya çakı atan taraftar “Vallahi kimseyi yaralamak gibi bir kastım yoktu” dedi, savcı serbest bıraktı onu.
Beşiktaş-Galatasaray maçında sahaya inip Melo’yu dövmeye giderken görevlilerin engellediği taraftar, gözaltına alınınca şöyle savunmuştu kendini:
“Sahaya inmek, Melo’yu dövmek gibi bir niyetim yoktu, tribünden ittiler beni.”
Hatırlarsanız onu da serbest bırakmıştı savcı.
Fenerbahçe-Galatasaray maçı biter bitmez sahaya dalıp, ‘Cim Bom’un Şampiyonluk Kupası’nı almasını engelleyen taraftarların ifadelerinin gerekçelerine bakar mısınız?
“Sahada düğün davetiyesi dağıtıyordum.”
“Federasyon yetkililerine kupayı vermemelerini söyleyecektim.”
“Arkadaşımı bekliyordum.”
“Forma imzalatacaktım.”
“Cep telefonumla görüntü çekip, Twitter’da paylaşacaktım.”
Bu gerekçeler de savcıya inandırıcı geldi ki ve hepsi serbest kaldı.
Film ve dizi yapımcısı olsam, yazdıkları senaryolarla savcıları bile kandıran bu insanları bulur, şirketime senaryo ekibi yaparım.
Adamlar savcıları bile ayakta uyuttuklarına göre dizi ve film izleyicisini daha kolay sararlar makaraya.
Yoksa seyirci, “Dalga mı geçiyorsunuz bizimle? Gidin lan işinize” der mi kendilerine.

ÇITIR ÇITIR PiZZA, OKKALI FATURA!
Yeme, içme ve eğlence merkezi işletmecisi İzzet Çapa, Nişantaşı City’s’de açacağı ‘Mahalle’ için şöyle demiş Hürriyet’ten Demet Cengiz Bilgin’e: “City’s yılda 8 milyon kişinin gezdiği bir alışveriş merkezi. Burada mahalle kültürü elit bir kültüre dönüşmüş. Ben kravat düşmanı, deli dolu, asi bir adamım. Yani Nişantaşı beyefendisiyle mahalle çocuğu el ele verecek.
Burada 21’inci yüzyılın mahallesini kuracağız.
Kurulan mahalle vaktinin çoğunu televizyon başında geçirenleri dışarı çıkarmayı hedefliyor. Bu yüzden bizim rakibimiz ‘Kuzey’ ‘Güney’, ‘Fatmagül’, ‘Orçun’, ‘Hürrem’ gibi TV yıldızları. TV’de gerçekten güzel filmler, diziler var, ama harika bir balık, çıtır çıtır pizza yok. Her şeyin en iyisini vererek insanların aklının televizyonda kalmasını engelleyeceğiz.”
İyi de sevgili İzzet, televizyonda her şey bedava. Nişantaşı’nın göbeğinde kuracağınız ‘Mahalle’de her şey parayla.
‘Harika bir balık’ ve ‘çıtır çıtır pizza’nın okkalı faturasını kıtır kıtır ödemek var işin ucunda.
O nedenle televizyon karşısından insanları kaldırıp, Nişantaşı City’s’de kurup muhtarlığını yapacağın ‘Mahalle’ye taşımayı unut.
Ama “Balkonları açıp, içeriyi orijinal havayla buluşturup, sigara içmek için uygun alanlar yaratma” fikrin harika!
En azında alışveriş merkezinde çalışanlar temiz sigara içip, temiz hava (!) alıp, soluklanma imkanı bulur orada.
Malum kapalı alanlarda yasak başladıktan sonra ‘sigara içilir alanı’ olan mekanlar revaçta.

BiR ÖDÜL VE 30 YILLIK BiR ANI!
Önceki akşam magazinci.com’un 11’inci yıl kutlaması vardı Ataköy Marina’daki Nossa’da.
Gecede ‘2011 Yılının En İyileri’ de ödüllendirildi.
Sağ olsunlar magazinci.com, ‘2011’in En İyi Magazin Yazarı’ seçti beni.
Ödülümü veren Muazzez Ersoy, yaptığı kısa konuşmayla beni yıllar öncesine götürdü.
1980’li yılların başıydı. Magazin gazeteciliğinde daha yeniydim. İstanbul’un küçük gazinolarında assolistlik yapanlarla ilgili bir dizi hazırlamıştım.
‘Küçük denizlerin büyük balıkları. Onlar da assolist’ti dizi röportajın adı.
Muazzez Ersoy, Yenikapı’daki Pembe Köşk Gazinosu’nun çiçeği burnunda assolistiydi.
Asıl ismi Hatice Yıldız Levent’e veda edip, sahne adı olan Muazzez Ersoy’a alışmaya çalıştığı günlerde yapmıştım o söyleşiyi. Muazzez Ersoy’un hakkında çıkan ilk haber ve söyleşisini unutması mümkün mü?
‘Vefa’nın bir semt adı ya da boza sanıldığı şov dünyasında, bu tür anıların unutulmamış olması ve hatırlanması önemli. Magazinci.com’un heykelciğini Muazzez Ersoy’un vermesi ve o güzel anıları hatırlatması, aldığım ödülün bonusu gibiydi.‘KOPYALA YAPIŞTIR’ AMA DOĞRU OLSUN

Her yazılanı doğru kabul edip, araştırmadan ‘kopyala yapıştır’la sayfalarına taşıyanlara ders olacak nitelikte bir haber analize imza attı medyafaresi.com’dan Eda Gedikoğlu.
Sarı kırmızı spikerler’ yazımdan alıntılar da var haberde, Seda Öğretir’in “Bluzumun rengi turuncuydu, sarı kırmızı değil” tweetleri ve o haber bülteninin videosu da. Merak edenler (http://bit.ly/JmnWXj) tıklayıp, gerçeği görsün.GÜNÜN SÖZÜ

Dost, herkes çekip gittiğinde çıkıp gelendir…