Teşekkürler Hülya Avşar

MİLLİYET CADDE – 12 Ekim 2012 Cuma  Alice

İlk günden bu yana Hülya Avşar’ın ‘Altıp Portakal’ın jüri başkanlığını layıkıyla yapacağına inananlardanım. AKSAV adına Avşar’a teklif götürdüğün gün, “İki tarafa da faydası olacak bir görev bu” demiştim. Avşar Kızı üstlendiği bu görevin hakkını layıkıyla verdi.

‘Altın Portakal’da bugün sonuçlar açıklanacak. Başkanlığını Hülya Avşar’ın yaptığı jüri, kendine göre ‘en iyi’leri seçip, ödüllendirecek.
Her yarışmada olduğu gibi  ‘49. Altın Portakal’ın sonuçları  kimilerini sevindirecek, kimilerini üzecek.
Bazı kategorilerde belki de ödüller, Avşar’ın oy vermediği adaya gidecek.
Jürinin aldığı kararların faturası oylamada bir, sadece oyların eşit çıkması halinde iki oyu olan Avşar’a kesilecek.
İlk günden bu yana Hülya  Avşar’ın ‘Altın Portakal’ın jüri  başkanlığını layıkıyla yapacağına inananlardanım.
Zaten buna inanmazsam, denetim kurulu üyesi olduğum AKSAV adına Avşar’a ‘49. Altın Portakal Film Festivali’nin jüri başkanlığı teklifini götürmezdim.
O gün Avşar’a söylediğim şuydu: İki tarafa da faydası olacak bir görev bu. Senin ‘Altın Portakal’a, ‘Altın Portakal’ın da sana katkısı olacağından eminim.
O günden bu yana yaşananlar, yanılmadığımı gösterdi.
‘Avşar Kızı’ üstlendiği bu  görevin hakkını layıkıyla verdi.
Teşekkürler Hülya Avşar.

 

ŞERiF GÖREN’DEN SÜRPRiZ DESTEK

Dünya sinemasının itibar ettiği, önemsediği kaç tane film   festivali var?
İki elin parmaklarını geçmez  bu sayı.
Cannes Film Festivali de   en önemlilerinden biri.
Bu festivalden ödül alan ilk Türk yönetmen Şerif Gören, başkanlığını Hülya Avşar’ın yaptığı ‘49. Altın Portakal’ın jürisiyle birlikte izlediğimiz filmden çıkışta, ilginç bir saptama yaptı.
Daha doğrusu tanık olduğu bir gerçeği anlattı:
“1997’de Cannes Film Festivali’nin 50’nci yılı kutlandı. Ödül almış yönetmenleri de davet edip, sahneye çıkarmışlardı.
O yıl Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı kimdi biliyor musunuz?
İsabelle Adjani.
Sinema dünyasının baba yönetmenleri de vardı jüride, ama başkan İsabelle Adjani’ydi. O zaman kimsenin İsabelle Adjani’nin jüri başkanlığına itiraz ettiğini hatırlamıyorum. Bizde oluyor böyle şeyler.”
Şerif Gören’e “Aylardır tartışılıyor Hülya Avşar’ın ‘Altın Portakal’da jüri başkanı olması. Niye o günlerde konuşmadın da, festivalin sonunda diyorsun bunları?” diye sordum, verdiği yanıt şuydu:
“Sordunuz da söylemedim mi?”
Şerif Gören de haklı. İlgili, ilgisiz, yetkili, yetkisiz o kadar çok insan konuştu ki bu konuda, ‘Altın Palmiye’ ödüllü ilk Türk yönetmen olan Şerif Gören’e, “Usta, sen ne diyorsun bu hususta?” diye sormamış olmak da bizim kabahat hanemize yazılmalı.

KONUSU AĞLATIR GiŞESi GÜLDÜRÜR

Kadir İnanır’ın başrolünü oynadığı ‘Elveda Katya’yı galasında izleyememiştim, ama sonra seyrettim.
Özdilek AVM’deki sinemaya gittiğimizde bir de ne göreyim?
Salondaki koltuk sayısının iki  katı insan.
Festival filmlerinin gösterildiği salonlarda şöyle çalışıyor sistem.
50 kişilik salonun 15-20’si festival konuklarına ayrılıyor, diğer yerler  satılıyor.
‘Elveda Katya’da paralı biletlerin tamamı satıldı, bir o kadar da festival konuğu filmi izlemek için gelince işler karıştı.
Sonunda benim de nacizane katkımla bir orta yol bulundu ve 15-20 dakika rötarla da olsa film başladı.
Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır, Trabzon’da çekilen ‘Elveda Katya’nın setine gitmek için birkaç kez plan yapmama rağmen, kısmet olmadı.
‘Elveda Katya’nın özetle konusu şudur:
Katya, büyüdüğü yetimhaneden çıktığı gün, ölen annesinin arkadaşı ona bir mektup verir. Mektupta, babasının Trabzonlu Yunus adlı bir kaptan olduğu yazılıdır. Batum’dan Trabzon’a gelen Katya, artık torun sahibi, emekli kaptanı bulur.
Ancak Kadir İnanır’ın canlandırdığı eski çapkın kaptan, yeni hacı, Rus kızına yüz vermez.
Caner Cindoruk’un ‘Kaptan Yunus’un hem gençliğini, hem oğlunu canlandırdığı ‘Elveda Katya’, insanı kısa sürede etkisine alan ve duygulandıran bir film.
Beklenmedik bir anda yüze çarpan tokat gibi, insanı etkileyen bir  finali var filmin.
Demem o ki, izleyenleri ağlatacak, gişesiyle yüz güldürecek bir film.

 

GÜNÜN SÖZÜ
Önemli olan akıllı olmak değil, aklı yerinde ve zamanında kullanmaktır. (Descartes)