TARİHİ DİZİLERE TARİHİ DÜZENLEME

MİLLİYET TELEVİZYON – 2 ŞUBAT 2013 CUMARTESİ  –  ALİCE

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Muhteşem Yüzyıl” dizisine yönelik eleştirisinden sonra AKParti İstanbul Milletvekili Oktay Saral’ın tarihi dizilere yönelik hamlesi belli bir aşamaya geldi. Milletvekili olmadan önce Of’ta Belediye Başkanlığı yapan Saral’ın tarihi dizilere yasal sınırlama getirilmesine dair TBMM’ye verdiği öneri şimdi RTÜK’ün gündeminde…

Mecut RTÜK Yasası (8/1 – f ) “Yayınlar, toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz” diyor.
Saral, bu maddenin şu şekilde değiştirilmesini istiyor:
“Toplumun milli değerleri olarak kabul edilen tarihi olayları ve şahsiyetleri küçük düşüren, aşağılayan, çarpıtan ve olduğundan farklı gösteren yayınlar yapılamaz.”
Peki yapılırsa ne olur?
Mevcut RTÜK Kanunu Madde 32 (2, 3, 4) diyor ki, önce “uyarı”, tekrarı halinde “idari para cezası”, ihlalin sürmesi durumunda ise “yayın durdurma”…
Hürriyet yazarı Yalçın Doğan’ın yazdığına göre, öneriyi değerlendiren RTÜK Hukuk Dairesi, istenen değişikliğin “demokrasiyle bağdaşmayacağı” görüşünde…
Ama bundan sonrası siyasi idarenin vereceği bir karar.
İktidar, tarihin çarpıtılmasına, tarihi kişilerin aşağılanmasına karşı olduğuna göre, olayın nasıl sonuçlanacağını kestirmek hiç de zor olmasa gerek…
Görünen o ki, tarihi diziler   için tarihi bir düzenlemenin eli kulağında…


Muhteşem Yüzyıl

 

‘Umut Işığım’ ilginç bir film
Altın Küre’den ve Sinema Oyuncuları Derneği’nden “Komedi Müzikal En iyi Kadın Oyuncu” (Jennifer Lawrence) ödülü kazanan, Toronto Film Festivali’nde halk tarafından “En iyi film” seçilen ve  Oscar’da 7 dalda aday gösterilen (En iyi yönetmen; David O. Russell, En iyi film, En iyi Kurgu, En iyi erkek oyuncu: Bradley Cooper, En iyi kadın oyuncu: Jennifer Lawrence, En yardımcı erkek oyuncu: Robert De Niro, En iyi yardımcı kadın oyuncu: Jacki Weaver, En iyi adapte senaryo: David O. Russell) “Umut Işığı” filmini  izlediniz mi?
Ben izledim…
Türkiye’de de satılan Matthew Quick’in aynı adlı çok satan romanından beyazperdeye uyarlanan “Umut Işığım” ilginç bir film. Dr. Mehmet Öz’ün, “Umut Işığım’ın; insanlara  türünün ne kadar eşsiz olduğunu ve birbirlerini  puzzle parçaları gibi nasıl tamamladığını anlatan bir film” yorumunu yaptığı “Umut Işığım”ı izlemenizi tavsiye ederim.

 

Atatürk, o sözü nerede söyledi?
Bir süre önce Vakıfbank’ın reklamıyla ilgili eleştirisine yer verdiğim okurlarımızdan İbrahim Yüksel, bu kez Star TV’de yayınlanan “Büyük Risk” yarışmasındaki bir hataya dikkat çeken yeni bir e-posta yolladı. İşte yazdıkları:
“29 Ocak 2013’te Star TV’de yayınlanan Selçuk Yöntem’in sunduğu ‘Büyük Risk’ adlı yarışmada ‘İleri’ konu başlığı altında yarışmacılara şöyle bir cevap yöneltildi ve bunun sorusunun ne olduğunu söylemeleri istendi:
‘Atatürk’ün 9 Eylül 1922’de İzmir’de Türk Ordusu’na verdiği emir.’
Yarışmacılardan biri ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri! Nedir?’ yanıtını verdi ve doğru kabul edilerek karşılığı olan puanı kazandı.
Ne var ki, burada önemli bir yanlışlık yapıldı. Çünkü Gazi Mustafa Kemal, ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!’ emrini 9 Eylül 1922’de İzmir’de değil, 1 Eylül 1922’de Dumlupınar’da vermişti.
Başkomutanlık Meydan Savaşı’nın (Büyük Zafer) kazanıldığının ertesi günü (31 Ağustos 1922) Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak) ve Afyonkarahisar’dan gelen Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), muharebe meydanını gezdikten sonra Dumlupınar Çalköy’de yanmış ve yıkılmış bir evin avlusunda kırık bir kağnının üzerinde durum değerlendirmesi yaparlar ve kuvvetinin büyük bölümünü kaybederek batıya doğru çekilen düşman ordusunu takip harekâtı ile tamamen etkisiz hale getirmeyi kararlaştırırlar. Bu karar üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşa, Türk Ordularına hem bir takdirname, hem de stratejik bir direktif olan şu bildiriyi yayınlar:
‘Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları,
Afyonkarahisar Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde zalim ve mağrur bir ordunun asıl kuvvetlerini inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve soylu milletimizin fedakârlıklarına lâyık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk Milleti geleceğine güvenmekte haklıdır. Muharebe alanlarındaki beceri ve özverilerinizi yakından gözlüyor ve izliyorum. Milletimizin hakkınızdaki takdirlerine aracılık etmek görevini durmadan ve sürekli olarak yapacağım. Başkomutanlığa önerilerde bulunmasını cephe komutanlığına emrettim. Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri verileceğini göz önünde tutarak ilerlemesini; herkesin akıl güçlerini, medeni cesaret ve yurtseverlik kaynaklarıyla yeteneklerini yarışarak ortaya koymaya devam etmesini isterim.
Ordular, İlk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!
TBMM Başkanı
Başkomutan
Mustafa Kemal’
Bunun üzerine takip harekâtına girişen Türk Ordusu, 9 Eylül 1922’de İzmir’de düşmanı denize dökerek, Başkomutan Mustafa Kemal’in gösterdiği hedefe ulaşır ve kendisine verilen emri yerine getirmiş olur.
(Kaynaklar: 1-Atatürk [Komutan, Devrimci ve Devlet Adamı Yönleriyle], Genel Kurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Sayfa 387-388.; 2- 30 Ağustos Zaferi, Genel Kurmay Harp Tarihi Başkanlığı Yayını, Sayfa 33-34; 3 Büyük Taarruz‘da Batı Cephesi Komutanları ve Şehitleri, Yazarlar: Ş. Sezen Okay-M. Vedat Okay, Sayfa 16-17)
Bu soru başka bir yarışmada da, sorulmuş ve Büyük Taarruz’un başlangıç yeri ve tarihi ‘Kocatepe-26 Ağustos 1922’ yanıtı da doğru kabul edilmişti.
Bu tür yarışmalara soru yazanların kendi bilgilerine değil, kaynaklara güvenmeleri son derece önemli. Aksi olursa ‘Büyük Risk’ gibi büyük ve tarihi riske girmek kaçınılmaz oluyor.”
Doğrusunu söylemek gerekirse okurumuzdan bu e-mail gelinceye kadar Atatürk’ün bu sözü ne zaman, nerede ettiğine dair net bir bilgim yoktu.
İnternette araştırdım, okurumuz haklı.
Kaynak: Atatürk Araştırma Dergisi, Sayı 9, Cilt III. Temmuz 1987…