BU NASIL ‘BİRLİK’?

MİLLİYET CADDE – 24 TEMMUZ 2013 ÇARŞAMBA  -  ALİCE

Kulüpler Birliği Vakfı’nın son Genel Kurulu’ndan sonra Trabzonspor, Kayserispor ve Fenerbahçe futbol kulüplerinin başkanları arasındaki kavganın Türk futboluna ne gibi yararı var, bilen varsa bana da anlatsın…

Nasıl bir ‘birlik’tir bu? ‘Birlik’ değil sanki, futbol kulüpleriyle taraftarların arasını açma merkezi!
İlhan Cavcav’ın başkan seçildikten sonra yaptığı ilk açıklamaya bakar mısınız?
“Bazı arkadaşlarımız karşılıklı olarak, hiç olmayacak şekilde münakaşa etti. Bu Kulüpler Birliği olarak bize hiç yakışmıyor.”
Genel Kurul’da ne oldu  da, iş bu noktaya geldi?
Spor medyasından takip edebildiğim kadarıyla işin   özeti şu:
Kayserispor Başkanı Recep Mamur, tartıştığı Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na, “Sen Trabzonluysan, ben de Kayseriliyim. Adam kere adamım” dedi. Hacıosmanoğlu da ona, “Türkiye’de gömecek yer bulamam seni” diyerek karşılık verdi.
19 Temmuz’da görsel ve sosyal medyaya, 20 Temmuz’da da yazılı medyaya yansıyan haberler bu yöndeydi.
Kamuoyunda günlerce tartışıldı bu mevzu…
22 Temmuz Pazartesi günü Trabzonspor Başkanı Hacıosmanoğlu, kulübün internet sitesinden Kayseri-spor Başkanı için öyle bir laf etmediğini duyurdu.
Aynı gün Kayserispor Başkanı Recep Mamur’dan şöyle bir açıklama geldi:
“Bu sözü kimse Recep Mamur’a söyleyemez. Söylemiş gibi davranmak üçüncü sınıf mafya tavrıdır.”
Madem Hacıosmanoğlu  öyle bir laf etmedi, madem  Mamur’un yüzüne böyle bir lafı söyleyecek birinci sınıf mafya yok kulüp başkanları arasında, iyi de dört gün sonra mı geldi aklınıza bu?
O zaman yok yere niye gerdiniz ortamı?
Fenerbahçe yönetimi de, kendilerine hedef alan sözleri nedeniyle Trabzonspor Başkanı hakkında zehir zemberek bir açıklama yaptı.
O açıklamadaki ‘kısa süreli başkan’ vurgusuna itirazım var.
Bir Trabzonlu ve Trabzonsporlu olarak, Hacıosmanoğlu’nun bazı söylemlerinden ben de rahatsızım.
Ama bu, ne bana, ne de FB yönetimine, Trabzonspor Kulübü’nün başkanına ‘ömür biçme’ hakkı verir.
Çünkü sadece Trabzonspor Kulübü üyelerinin elinde olan bir haktır bu…

EKONOMİK ÖZGÜRLÜK YOKSA EDİTÖRYAL ÖZGÜRLÜK OLMAZ!

Azerbaycan basınının  138. kuruluş yıldönümünde hükümet, 150 gazeteciye ev hediye etti. Bu olay kadar Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, evlerin anahtar teslim töreninde söyledikleri dikkat çekici:
“Ev yaparak basın mensuplarına hediye eden tek devletiz dünyada. Öneri bana basın mensuplarından geldi. Ben de bunu kabul edip, derhal gerçekleştirilmesi için talimat verdim. Evler dağıtılırken hiçbir siyasi görüş ve fikir farklılığı dikkate alınmadı. Evlerin dağıtımında da şeffaf bir seçim yapıldı. Biz gazetecilere destek vermeye devam edeceğiz. Evi olmayanlar için yeni binalar inşa edeceğiz.”
Ekonomik özgürlüğü olmayan basının, editöryal özgürlüğü olabilir mi?
Olmaz, olamaz…
Devletin hediye ettiği evde oturan gazetecinin devlet memurundan farkı kalır mı?
Kalmaz…
İşin bir başka tuhaf   yanı da şu:
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, törende, Azerbaycan’da hiçbir konuda ayrımcılık yapılmadığını, herkese eşit davranıldığını söyledi.
Ne yaman çelişkidir bu?
Bari, devletin yaptırdığı evleri gazetecilere hediye ettiğin törende söyleme bunu…

TANJU ÇOLAK, HANGİ ARA URLALI OLDU?

“Urla’yı çok sevdim.  Urla’nın bir parçası olmayı arzu ediyorum, kısmet olursa Urla’ya yerleşmeyi planlıyorum. Bu anlamda bir Urlalı olarak üzerime ne düşüyorsa ve ne görev verilirse her zaman hazırım.”
AKP Urla İlçe Başkanı Tarkan Bakırlı’dan aldığı belediye başkan adaylığı teklifi karşısında Tanju Çolak’ın sarf ettiği sözler bunlar…
Oku da şaşırma?
52 yıllık ömrümün 20 yılını Trabzon’da, 32 yılını İstanbul’da geçirdim.
Buna rağmen hâlâ “İstanbulluyum” diyemiyorum, ama Tanju Çolak, ikamet etmediği, iftar daveti için gittiği Urla’da ‘40 yıllık Urlalı’ hissedebiliyor kendini…
AKP, ‘Avrupa’nın   eski gol kralı’nı aday gösterir mi, Urlalılar onu başkan   seçer mi?
Bunu şimdiden kestirmek zor, ama şunu değil.
“Bu anlamda bir Urlalı olarak” söylemiyle Tanju Çolak, benim gözümde artık profesyonel bir siyasetçidir.

GÜNÜN SÖZÜ
Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. (Bernard Shaw)