BU UÇAK İŞİ “LOST”U AŞTI!

MİLLİYET CADDE – 18 MART 2014 SALI  -  ALİCE Okumaya devam et

“MUSTİ” KAFASI!

MİLLİYET CADDE – 3 TEMMUZ 2013 ÇARŞAMBA  -  ALİCE

İnsan Hakları Örgütü, Türkmenistan’da insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğüne getirilen katı yasaklardan bahsediyor, Mustafa Sandal konser vereceği sahnenin bizim standartlarımıza uygun olup olmadığına bakıyor

Jennifer Lopez gibi bir dünya starı, ülkesinde ifade ve örgütlenme özgürlüğüne getirdiği katı yasaklar nedeniyle İnsan Hakları Örgütü’nün ‘kara listesi’ndeki Türkmenistan Devlet Başkanı’nın 56’ncı doğum gününde konser verdiği için özür dilerken, aynı partide sahneye çıkan Mustafa Sandal’ın Milliyet’e yaptığı açıklamaya ne demeli? İşte Musti’nin dün Cadde’nin birinci sayfasındaki açıklaması:
“Ben Azerbaycan, Özbekistan, Dubai ve Türkmenistan gibi ülkelerde Türkiye ve Türk pop müziğinin tanıtım elçiliğini yapıyorum. Konser verdiğim ülkenin iç siyaseti beni ilgilendiren bir durum değildir. Beni işin sanatsal yönü ve sahne şartlarının bizim standartımıza uygun olması ilgilendirir.”
İnsan Hakları Örgütü, Türkmenistan’da insanların ifade ve örgütlenme özgürlüğüne getirilen katı yasaklardan bahsediyor, sen; konser vereceği sahnenin bizim standartlarımıza uygun olup  olmadığına bakıyorsun.
Bu neyin kafası Musti?
Değiştir şu bakış açını…
Anla artık!
İç siyasetin ötesinde, insan haklarıyla ilgili bir durumdur bu…
Üstelik; iktidar muhalefet ayrımı yapmadan, dünya insanından önce bizi ilgilendirir Türkmenistan’daki soydaşlar…

KİTLE İLETİŞİM VE ETKİLEŞİM MERKEZİ   

Bugün insanları şu şekilde ikiye ayırmak mümkün…
Sosyal medyanın gücüne inananlar ve sosyal medyayı hala ‘hava cıva’ sananlar…
Bugün sosyal medya kitle iletişimin en hızlı ve en güçlü aracı olmanın yanı sıra kitleleri etkilemede de çok önemli bir yer edindi kendine…
Tunus, Mısır, Libya, Suriye, Bahreyn, Cezayir, Ürdün ve Yemen’i sallayan ‘Arap Baharı’yla gördü bunu dünya…
Sosyal medya, öylesine kitle iletişim ve etkileşim merkezi haline geldi ki, dün sayesinde Mısır’a Cumhurbaşkanı olan Nursi’nin karşısına geçti.
Tahrir’deki Nursi karşıtı gösteriler orduyu da gaza getirdi. Çözüm için Nursi’ye 48 saat süre verdiği söylenen Mısır Genelkurmayı, hedeflerinin Cumhurbaşkanı olmadığı açıklamasını nerede yaptı biliyor musunuz?
Facebook’ta; yani sosyal medyada…
Jennifer Lopez, Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhammedov’un doğum günü partisinde sahneye çıkıp, söyledi.
Jennifer Lopez, Türkmenistan’dan Amerika’ya dönüp, konserden kazandığı 2 milyon doların bir centini bile yiyemeden, sosyal medyada aleyhinde kampanya başladı.
Lopez, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün kara listesindeki bir lidere verdiği dolaylı destek için kamuoyundan özür dilemek zorunda kaldı.

SPOR HABERLERİNİN DİLİ

Spor gazetelerinden bir kısmının ligler bitmesiyle yeniden başlaması arasında geçen sürede daha çok satmasının bir sebebi var; o da transfer  haberleri…
Demek ki futbolseverler, gerçeklerden daha çok kısmen ‘gerçek olma ihtimali az’ da olsa, palavra transfer haberlerini okumaya meyilli…
Tuttuğu takımın hafta sonu nasıl bir maç çıkardığı, nasıl yendiği, yenildiği ya da berabere kaldığını televizyondan izleyen, radyodan dinleyen taraftarlar, ertesi gün spor gazetesi almaya ihtiyaç duymayabiliyor…
Aynı taraftar, transfer sezonunda medyanın dünyanın bütün ünlü futbolcularının takımlarına transfer etmesinden hoşlanıyor…
Bu haberleri (!) verenler de alanlar da memnun olunca, gazeteciliğin evrensel kuralları ve kalıplarına oturmayan bir dil çıktı ortaya…
Dünyada ne kadar ünlü futbolcu varsa Türkiye’ye transfer eden bu haberler neden hep şöyle biter:
“Belirtildi”, “Dile getirildi”, “İddia edildi”…
İyi de “dile getiren”, “belirten” ya da “iddia eden” kim?
Kim olacak?
Sarı çizmeli Mehmet Ağa…
Yani palavra…
Bari ‘pembe haber’ veya ‘pembe yalanlar’ şeklinde logo koyun bunlara ki gerçekleri anlatanlarla gerçeküstü haberler karışmasın birbirine…

SEYİRCİ KİMDEN ALACAK BU BİLGİYİ?

“Lice’deki olaylarda bir gencin öldürülmesi Hakkari’de protesto edildi.
Göstericiler, bir derneğe ait üç katlı binayı ateşe verdi…”
Ülke TV’den Habertürk’e birçok kanalda izledim bu haberi…
Televizyon kanalları bu tür haberleri ajanslardan aldıkları için, bir haberin her kanalda aynı görüntüler ve aynı metinle ekrana getirilmesine eyvallah…
İyi de onca haber televizyonunun haber merkezinde, “İzleyenler merak ederler bu derneğin ne olduğunu?” deyip, o  derneğin adını haber metnine ekleyecek meraklı bir haberci yok mu?

GÜNÜN SÖZÜ
İnsanların hisleri bilgileriyle ters orantılıdır. Ne kadar az bilirseniz, onu o kadar şiddetle müdafaa edersiniz.

24 KİŞİLİK HALK TV

MİLLİYET CADDE – 2 TEMMUZ 2013 SALI  -  ALİCE

Varsayalım ki sokaktasınız. Bir muhabirle, kameraman çıktı karşınıza. Muhabir mikrofonunu uzattı ve şöyle bir soru yöneltti size:
“Son günlerde halkın nabzını en iyi tutan, sokaklarda olup  bitenleri olduğu gibi ekrana yansıtan kanal hangisi?”
Yanıtınız ne olurdu?
Kanaatim o ki, bugün bu soruya yanıt verenlerin çoğu şöyle derdi: “Halkın nabzını en iyi tutan
kanal; Halk TV.”
Birçok medya mensubunun
olduğu ortamda konu Halk TV’ye geldi.
Arkadaşlardan biri, “Halk TV’nin en büyük şansı ne biliyor musunuz? Halk TV’nin İstanbul Bürosu, Akaretler Yokuşu’nun başında yani olayların tam göbeğinde. 24 saat balkondan yayındalar” dedi.
Bir kanalın merkezinin ya da bürosunun olayların göbeğinde olmasının elbette ki küçük de olsa avantajlı yönleri var.
Burada asıl önemli olan şey, o kanalı fiziki olarak bulunduğu yer değil, o kanalı yönetenlerin habercilik refleksi.
Kimi, güç dengeleri arasında dengesini, kimi uyguladığı ‘otosansür’ yüzünden inandırıcılığını kaybeder, kimi de Halk TV gibi olayları olduğu gibi ekrana taşır. Gezi Parkı eylemlerinden sonra yıldızı parlayan Halk TV’de kurumsal bir tanıtım var.
Önce Halk TV’de çalışanların fotoğrafları “İşte bizim ailemiz” diye yansıyor ekrana.
halk tv alt yazılarıFinaldeki yazı da şu:
“24 kişilik dev kadro.
Boyutu değil, işlevi önemli!”
Bu bile Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün’ün Halk TV’yi nasıl bir cinlikle yönettiğinin işareti.
24 kişiden kaçı haberci diye sormak için Hakan Aygün’ü aradığımda ilk söylediği şu oldu:
“Düne kadar 23 kişiydik, bugün bir kişiyi daha işe aldık, 24 olduk.”
İşte son günlerde ‘seven’, ‘sevmeyen’ herkesin olup bitenleri öğrenme adına baktığı
Halk TV’nin personel bilgisi:
Genel Müdür Şaban Sevinç’le birlikte 19 kişi çalışıyor Halk TV’nin Ankara’daki merkezinde.
İstanbul’daysa Genel Yayın Yönetmeni Hakan Aygün dahil çalışan sayısı 5. Kanalın üç spikeri var:  Lale Özan Arslan, Ezgi Değirmencioğlu ve yeni başlayan Ece Zereycan. Reklam, muhasebe, montaj, kameraman, reji gibi ekran arkasındaki personel sayısı 15.
Sema Topçu’nun editörlüğünü yaptığı  haber merkezindeki muhabir sayısı üç:
Ali Topal, Makbule Cengiz ve Duygu Polat.
Demek ni neymiş?
Bu kadar çalışanla da ses getiren haber televizyonculuğu yapmak mümkün.
Yeter ki  sizin ‘habercilik’ yapmaya niyetiniz olsun.

AVRUPA’NIN EN BATISINDA SOKAKTA İÇKİ YASAĞI MI?

2,c=0,h=554.bild

Sokakta içki yasağı başlayan yer bir Ortadoğu ülkesi falan değil; Avrupa’nın en batısı.
İspanya’nın gözde turizm adası Mayorka’da başladı bu yasak.
Almanların en gözde tatil adası olan Mayorka’daki yasak
yeni başladı.
Hafta sonu polisler sahile çıkıp, ilk denetimlerini yaptı. Polis, yasağı ihlal edenleri uyarmakla yetindi, henüz ceza yazmadı. Çünkü yapılan haberler gösteriyor ki, ne ada halkının ne de adaya tatile gelenlerin haberi var böyle bir      yasaktan.
Belediye Başkanı içki yasağını, “İnsanların sahil şeridinde dolaşırken rahatsız edilmemesini istiyoruz. Son beş yıl içinde alkol tüketimindeki artışın getirdiği ciddi sorunlar da var, onları da frenlemenin peşindeyiz” diyerek savunurken yerel gazeteler yasağın, restaurant ve bar sahiplerinin baskısıyla aldığını yazdı. İddia o ki, restaurant ve bar sahipleri, insanların marketlerden ucuza içki alıp, önlerindeki sahilde içmesine karşı.
Kovalara doldurdukları içkileri, uzun pipetlerle tüketmeyi alışkanlık haline getiren gençler, doğal olarak yasağa tepkili. Gençlerin özetle söylediği şu:
“Yel değirmenleriyle savaşmaktır belediyenin yaptığı.”

JENNIFER’A BÖYLE ÖZÜR DİLETTİLER

Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov’un 56’ncı doğum günü kutlamaları kapsamında sahneye çıkıp konser veren ve “Happy birthday mister president” diyerek Türkmen  lideri kutlayan Jennifer Lopez’in başı belada!
Jennifer Lopez’in bu konserle, İnsan Hakları İzleme Örgütü’ne göre ‘baskıcı bir rejim’le ülkesini yöneten Berdimuhamedov’un işlediği suça ortak olduğunu iddia eden bir grup, sosyal medyada şarkıcı aleyhinde kampanya başlattı.
İfade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki acımasız kısıtlamaları yüzünden İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün kara listeye aldığı bir lidere konseriyle destek veren şarkıcı hakkındaki ‘Özür dile Jennifer Lopez’ kampanyası kısa sürede sonuç verdi.  Lopez, “Ülkenin insan hakları karnesini bilseydim asla konser vermezdim” dedi.

GÜNÜN SÖZÜ
Ne kadar yüksekten uçarsan o kadar kötü düşersin.