ADOLF HİTLER’İN GİZLİ HAYRANLARI

MİLLİYET – 24 HAZİRAN 2016 CUMA  –  ALİCE

hitlerin ceketi

Allah’tan geçmişimizde Hitler gibi insanlık ayıbı yok. Olsaydı herhalde sonsuza dek tecrit uygulardı bize dünya.
Geçenlerde sözde Ermeni soykırımını yasallaştırarak hesapta bize “insanlık dersi” veren Almanya’da Adolf Hitler ve arkadaşlarının eşyaları açık artırmayla satıldı. Kimliği açıklanmayan biri,  900 bin euro verip bu eşyaları satın aldı.
Yahudi karşıtı politikaları, ırkçı ideolojisi yüzünden 5.5 milyon insanın ölümünde ciddi payı olan Hitler, Türk olsaydı ve böyle bir müzayede bizde yapılsaydı, şimdiye kadar yer yerinden oynamıştı.
hitlerin çoraplarıMünih’teki müzayede sadece haber oldu.
Başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın ikiyüzlülüğü ve Hitler hayranlığı üstüne görüşlerimi paylaştığım yayıncı bir arkadaşımın söyledikleri, şaşkınlığımı daha da artırdı. Çünkü dediği şuydu:
“İnanmaya-caksın belki ama gerçek bu. Türkiye’de satan tek Hitler kitabı ‘Kavgam’ sanıyorsan, yanılıyorsun. Lehinde ya da aleyhinde fark etmez; Hitler’le ilgili ne çıkarsa satıyor Türkiye’de. O yüzden yayınevleri her yıl repertuvarına böyle bir iki kitabı mutlaka alır. Sorsan herkes diktatörlüğe karşıdır, ama nedense aynı insanlar Che Guevara gibi devrimciler için yazılmış kitapları değil, Hitler gibi diktatörler hakkında yazılanları alır, okur.”

ÇOCUK TİYATROSUNA ZORLU’DAN BÜYÜK DESTEK  

Zorlu Holding’in, kuruluşunun 50’nci yılında çalışanlarının çocukları için kurduğu Zorlu Çocuk Tiyatrosu bu kez de “Bir Hayal Bir Oyun” adlı bir yarışma açtı.
2016 – 2017 eğitim yılında üçüncü veya dördüncü sınıflarda okuyan çocukların katılacağı bir yarışma bu.
Hayallerindeki öyküleri kâğıda döken çocuklar, eserlerini 1 – 31 Temmuz 2016 tarihleri arasında www.zorlu.com/birhayalbiroyun linkine gönderecek.
Teması “Yolculuk” olan yarışmasına çocukların gönderecekleri hikâyeleri profesyonellerden oluşan bir kurul değerlendirecek.
Özdemir Nutku, Dr. Asya Çağlar, Leman Yılmaz, Lale İlalan, Murat Abbas ve Süleyman Bulut gibi isimlerden oluşan jürinin birinci seçeceği öykü, Zorlu Çocuk Tiyatrosu tarafından ilk kez 27 Mart 2017’de Dünya Tiyatrolar Günü’nde sahnelenecek.
Bir ilkokul öğrencisinin hayal dünyasını yansıtan öyküyü sahneye koyacak ekip, Aydın Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi öğrencilerinden oluşacak.
Çocuk tiyatrosuna yılda ortalama 1.5 milyon lira kaynak ayırdıklarını, 13 yılda 1000’den fazla oyunla 700 bin çocuğa ulaştıklarını söyleyen Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Olgun Zorlu, “Bu oyun, ilk gösterisini Zorlu PSM’de yaptıktan sonra bir yıl boyunca başta fabrikalarımızın bulunduğu yerler olmak üzere tüm Türkiye’yi dolaşacak” dedi.

ATTİLA ATASOY’DAN BÖYLE BİR MAİL ALDIM  

Ekran Resmi 2016-06-23 09.25.12Sabahleyin, eczacı ve şarkıcı dostum Attila Atasoy’dan ilginç bir e-posta aldım. “Sükut ikrardan gelir” derler ya, o yüzden sesimi bile çıkarmadan olduğu gibi paylaşıyorum:
“Değerli dostum. Bundan önce de bazı maillerle sana ulaşmaya çalıştım ama sanırım ilgini çekemedim. Bu defa hem kitap yazıp hem de kitabın şarkısını yapıp, bir de mini albüm çıkardım… Eh bu defa belki ilgini çekebilirim diye düşünüyorum…
Gülümseme… Daha ne yapayım bilmiyorum? Bu zamanda hem kitap, hem de CD çıkaran başka sapık var mıdır merak ediyorum? Varsa onu da yaz bileyim…
İnşallah mail adresin doğrudur ve ben yıllardır güvenilirliğiyle namlı dürüst gazeteci arkadaşıma ulaşmış olurum.. Sevgiler…”

GÜNÜN SÖZÜ

“Doktor değilim ama benim de ‘hastalarım’ var!”  

AYŞE KULİN’E İTİRAZ VAR!

MİLLİYET – 14 ŞUBAT 2014 CUMA  –  ALİCE

İŞTE AYŞE KULİN'İN KİTABINDA YAZDIĞI O DANİMARKA YAPIMI FİLMİN AFİŞİ...

İŞTE AYŞE KULİN’İN KİTABINDA YAZDIĞI DANİMARKA YAPIMI O FİLMİN AFİŞİ…

Ayşe Kulin hakkındaki yazım yayınlandığı gün bir okurumuzdan ilginç bir e-posta aldım.
İki gün önce Kulin’in asistan ve tercüman olarak çalıştığı Danimarka yapımı filmin Avanos’taki set maceralarından iyi bir erotik komedi yapılacağını yazmıştım. Aynı yazıda, hafızasının Kulin’i nasıl yanılttığını da gözler önüne sermiştim.
Okurumuzun gönderdiği yazı, sanki iki olayın mix edilmiş hali:
“Sayın Ali Eyüboğlu,
Ayşe Kulin’in son kitabı ‘Hayal’i okurken, ilerleyen sayfalarda Danimarka yapımı ‘Uçan Halı’ adlı filmden bahsetmesine önce sevindim sonra yazılanları okudukça şoke oldum. 1984 yapımı filmin, o zaman 11 yaşında olan 2 başrol oyuncusundan biriyim (diğeri erkek). Basit bir hesapla şu anki yaşımın 40 olduğu anlaşılıyor.
11 yaşında iken hatırladıklarım kısıtlı olmakla beraber, Ayşe Kulin’in yazdıkları karşısında neredeyse küçük dilimi yutacaktım.
Sanki çocuk filmi değil de, erotik film çekmişiz. Kadınlar neredeyse anadan doğma geziyor, gece koridorlarda çıplak koşuyor, herkes birbiri ile ilişki içinde, gece yarısı Ayşe Hanım’ın kapısı iki kez çalınıyor.
Ya böyle bir şey olsa, ben çocuk olmama rağmen duymaz mıyım bunları?
Benim aklımda film ile ilgili sadece güzel anılar var. Danimarkalı ve Türk ekibin/oyuncuların bir aile gibi olduğu. 11 yaşındaki 2 küçük çocuğa kendi çocukları gibi sahip çıkmaları.
Aradan 30 yıl geçmesine rağmen film ekibinden yönetmen dahil birkaç kişiyle halen görüşüyorum.
Açıkçası kitapta yazılan bazı bölümleri, film ekibindeki bazı arkadaşlarıma da sordum ve bunların birçoğunun Ayşe Hanım’ın ‘Hayal’ ürünü olduğunu söyleyebilirim.
‘Nasıl olsa aradan 30 sene geçmiş, benim yazdıklarımın doğru olup olmadığını kimse ispatlayamaz’ diye mi düşündü anlamıyorum ki.
Bu film benim hayatımın dönüm noktalarından ve en güzel hatıralarından biridir. 1984 yılında Danimarka’nın en popüler çocuk filmi olmakla birlikte, bugün bile Danimarka’da bu filmi kime sorsanız, mutlaka duymuştur veya seyretmiştir. Halen orada DVD’leri satışa sunulmaktadır.
Filmin içeriğinden çok, arka planda yaşananlar hakkında (ki doğruluğundan şüphe ediyorum) bahsedilmesi beni gerçekten üzdü.
Bu kitabı okuyan insanlar da, ‘Bu ne?’ demez mi.
7 ve 12 yaşında 2 kızım var. Filmi seyrettiler, ben de anılarımı anlattım. Ayşe Kulin’in kitabında bahsedilenleri ileride okumamaları için de elimden geleni yapacağım.
Saygılarımla.”
Z. Ö. (adı bende saklı) adlı okurumuzun yolladığı e-posta bu… Noktasına, virgülüne dokunmadım.

ŞİŞLİ’DEKİ “AB” ARSASI VE İNSANIMIZIN ZEKASI!

ÇÖP 2Şişli’deki Çifte Cevizler Caddesi’nde gördüğüm tabelada şunlar yazılıydı:
“Bu arsa 4 Kasım 1988 tarihinde Ankara’da imzalanan Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ile Bulgaristan hükümeti arasındaki protokol hükümleri gereğince Bulgar Kültür ve Ticaret Merkezi yapımı amacıyla 99 yıl süre ile Bulgaristan Cumhuriyeti’ne tahsis edilmiştir.”
Türkiye ile Bulgaristan arasında imzalanan anlaşmanın üzerinden tam 26 yıl geçmiş. Bırakın kültür ve ticaret merkezini, arsaya bir çivi bile çakmamış adamlar.
Anlaşmanın imzalandığı tarihte Bulgaristan, sosyalizmle yönetilen demir perde ülkelerinden biriydi, bugünse AB üyesi…
Türkiye AB’ye giremedi, ama Şişli’deki bu metruk arsa 76 yıllığına da olsa AB toprağı!
Bahçeşehir’de kahvaltı yaptığımız restauranttan çıkışta gördüm en ilginç çöp torbasını…
Restaurantın bahçıvanı belli ki, kışın donmasınlar diye poşetle kapladı saksıdaki çiçeklerin ikisini…
“Yurdum insanı”, çöp atacak başka yer bulamayıp çöp torbasına çevirdi, bahçıvanın çiçekleri korusun diye koyduğu siyah poşeti!

GÜNÜN SÖZÜ
“Yalnızlık insana çok şey öğretirmiş, ama sen gitme ben cahil kalayım.” (Nazım Hikmet)