Star TV, Kanal D’ye tahtından eder mi?

MİLLİYET TELEVİZYON  –  4 Ağustos 2012 Cumartesi  ALİCE

Düne kadar bu soruya, “Evet” diyebilecek insan yoktu televizyon dünyasında…
Ama bugün var…
Çünkü “Perşembe’nin gelişi, Çarşamba’dan belli”…
Star TV’nin “yaz ekranı” işlerinden “Evlerden Biri” bile Kanal D’nin aynı saatte ekrana getirdiği “Annem Uyurken”i geçti…
Bu gidişle “Annem Uyurken”in “Evlerden Biri” karşısında yaşaması zor…
“Evlerden Biri” geldi, “Annem Uyurken” gitti durumu söz konusu yani…
Star TV’nin elinde zaten çarşamba akşamları açık ara birinci olan “Muhteşem Yüzyıl” gibi bir işi vardı.
Şimdi buna son transfer Acun Ilıcalı eklendi…
Acun Ilıcalı, yeni yayın döneminde önce “Yetenek Sizsiniz Türkiye”yi yapacak, arkasından halktan insanların da yarışacağı yeni programı…
Arkasından Acun’un diğer işleri girecek devreye…
Bu demektir ki, Star TV’nin üç, hatta dört gün birinciliği garanti…
Kanal D’nin reytingi yüksek dizilerinden çoğu bitti, geriye sadece “Öyle Bir Geçer Zaman ki” kaldı…
Rivayet o ki, Star TV’yi Doğuş Grubu’na satmadan önce Aydın DoğanDoğan TV’nin CEO’su İrfan Şahin’e, “Bak bu kanalı satıyoruz, sonra geçmesin bizi” deyince, Şahin, patronuna demiş ki “Mümkün değil bu”…
Star TV, “Reyting peşinde değiliz, kadın kuşağına kalite getirdik” ısrarından vazgeçip gündüz kuşaklarında reyting getirecek işlere yönelirse, Kanal D’nin işi çok zor.
Tahminim o ki, Star TV, yıl sonuna kadar birinciliğe yerleşemezse bile, Kanal D’nin ensesine yapışacak ve 2013’te de zirveyi zorlayacak.
Eylül ayında yeni reyting şirketi TNS’nin ölçümleri girecek devreye ve “ak”la “kara” asıl o zaman ortaya çıkacak.
Bakalım yeni yayın döneminde yeni reytingler kimin yüzünü güldürecek?

 

ESKİŞEHİR’DE HOLLYWOOD MU?
TRT Okul’un Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Ufuk Küçükcan, dizi ve film sektörü için Eskişehir’deAnadolu Üniversitesi’nin içinde Hollywood benzeri bir stüdyo inşa edeceklerini açıkladı.
Bu amaçla 650 dönümlük bir arazi ayrılmış kampüsün içinde…
Buradan aleni bir çağrı yapıyorum TRT Okul’un Koordinatörüne…
Yapmayın, etmeyin, olmayacak duaya amin demeyin, akıntıya kürek çekmeyin…
650 dönüm araziye dört kapalı plato, açık hava platoları, su havuzları ve İstiklar Caddesi inşa edeceğinize, patates ekin emin olun günün sonunda daha karlı çıkarsınız…
Boş yere kapılmayın Eskişehir’de Hollywood yapacağız hülyalarına…
Küçükcan’ın Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Film Platoları’nı kurma gerekçesi şu:
“Geçen sene 73 dizi ve 70 film çekildi. 80 civarında dizi ihraç edildi. Ama buna karşın yeterince özel platolar ve stüdyolar maalesef yok İstanbul’da. Ayrıca stüdyo kampusu kuracak yer de yok İstanbul’da.  Var olanların da maliyeti çok yüksek ve uzun soluklu çalışmalar için koşullar çok ağır.”
Hollywood’da incelemeler yaptıktan ve dizi ve film sektörünün önemli isimleriyle görüştükten sonra AÜ Film Platoları’nı kurmaya karar vermiş, ama bazı gerçeklerin değil farkında…
“Yapın, çok iyi olur. Biz de gelir bütün dizi ve filmlerimizi orada çekeriz” diyen yapımcılardan hiçbiri durmaz sözünün arkasında…
Belki başta birkaç yapımcı gelir, bir şeyler çeker, sonra onların da ayağı kesilir ve 650 dönümlük arazi “hayalet tarlası”na döner.
Okyanus ötesindeki Hollywood’a gitmişsiniz, ama “Türkiye’deki Hollywood” hayaliyle kurulan platolara yolunuz düşmedi galiba?
Antalya’ya gidin bakın mesala…
Şahane bir plato var Antalya’da, ama senede kaç gün set çekim yapılıyor orada.
Ya da İstanbul’un 90 km uzağında İzmit Seka’nın yerine kurulan platoda TRT1’de yayınlanan “Son Osmanlı Kıyam”dan başka dizi çekiliyor mu?
Düzce’de “İpsiz Recep” çekilirken 1 milyon lira harcanarak yapılan platonun akıbetinin ne olduğunu da bir araştırın…
Göreceksiniz ki, İstanbul enterlandının dışında yapılacak her plato, kaderine terk edilmeye mahkumdur eninde sonunda…
En başta, ulaşım ve konaklama gibi ciddi bir sorun çıkar karşınıza…
Bir başka ekip daha var Türkiye’de Hollywood gibi stüdyolar yapma sevdasında.
Kimler mi?
Araplar…
Onların gözü Bursa’da…
Özetle demem o ki, dizi ve film yapımcılarına güvenip, böylesine devasa bir projenin altına girip, boş yere kamu kaynaklarını israf etmeyin…

 

OF AMAN NALAN!
Her çarşamba akşamı saat 21.00 – 22.30 arasında “Magazin Meydanı” adlı bir program yapıyoruz tvem’de…
Moderatörlüğünü benim üstlendiğim programın yorumcuları; Uğur Güneri, Arzu Çağlan ve Yaşar Çakmak.
Her hafta şov dünyasından ünlüleri ağırlıyoruz canlı yayında.
Bugüne kadar Hülya AvşarDemet AkalınTamer KaradağlıSeren SerengilGülben Ergen, Talat Bulut, Mustafa Topaloğlu – Zeynep Mansur, Aydan Şener – Fatih Ürek, Alişan, Acun Ilıcalı ve Altan Erkekli’yi konuk ettik.
Yaz aylarında canlı yayına çıkaracak yıldız bulmak zor iş…
Kimi tatilde, kiminin ekstrası var, kiminin mazereti…
Hal böyle olunca onlarca ünlüyle takvimi uygun mu değil mi diye konuşuyoruz canlı yayından önce…
Hafta içinde aramıza yeni katılan Best FM’nin yıldızı Arzu Çağlan, “Nalan için basın danışmanını aradım, TRT Müzik’te yeni bir programa başlamış. Birkaç gün sürecekmiş çekimler. Şayet çekimleri ayarlayabilirlerse Nalan’ın gelebileceğini söylediler” dedi.
Merak ettim, nasıl bir programmış bu diye?
Nalan’ın aynı zamanda menajeri olan ablası Füsun’u aradım.
Nalan’ın İstanbul’u terk edip, Mersin’in bir dağ köyüne yerleşen teyzesinin yanına kafa dinlemeye gittiğini, 10 gün sonra döneceğini söylemesin mi?
TRT Müzik için çekim yapmıyor mu diye sorunca da şöyle dedi:
“Evet, öyle bir program için anlaştık. Yapımcı Nar Ajans, yönetmen de Alpaslan Bozkurt. Nalan, 2007’de çıkardığı ‘Türk Sineması Klasikleri’ndeki şarkıları okuyacağı bir program olacak.”
Füsun’la konuştuğumda Arzu da vardı yanımda.
Telefonu kapattığımda baktım, bu konuşma Ağustos sıcağında adeta klima etkisi yaptı Arzu’da…
Dedim ki ona, hiç şaşırma, adı üstünde “yalan bir dünya” bu…