MİLLİYET – 13 MART 2015 CUMA  –  ALİCE

Pazartesi akşamı “Mandıra Filozofu İstanbul”un galası, salı magazinci.com’un ödül töreni, çarşamba Merve Sevi’nin de olduğu tiyatro oyunu, perşembe Kadir İnanır’la Yeşilköy’deki Yüksel Balık’ta kemençeli randevu, cuma Ajda Pekkan konseri…
Her akşama bir davete icabeti sığdırmaya kalkınca vücut “error” veriyor bir noktada…
Yakalandığım mevsim hastalığı “gribal enfeksiyon” çarşamba akşamı format değiştirip “domuz” moduna geçmeye başlayınca dedim ki eve gidip istirahat şart.
Gazeteden çıktım, Mecidiyeköy’e kadar yürüdüm.
Metrobüse bindim, Uzunçayır’a gidene kadar sosyal medyada turladım.
Bu sayede yolun nasıl bittiğinin farkına bile varmadım.
Metrobüsten inip Ataşehir minibüsüne bindim.

Yalan ve bayat!
O saatte minibüste boş koltuğu görünce attım kendimi en arkaya, devam sosyal medyada sörf yapmaya…
Ben Instagram’la Twitter arasında turlarken ön sıramdaki iki kadının Kenan Işık muhabbetleri çalındı kulağıma.
Başımı kaldırınca o da ne?
Birinin telefonunun ekranında Kenan Işık’ın fotoğrafı ve yanında “Bir Işık daha söndü. Kenan Işık’ın beyin ölümü gerçekleşti” yazısı…
7 Mart’ta sosyal medyada yayılmış ve akabinde yalanlanmış bir paylaşıma
11 Mart’ta insanların hâlâ
itibar ediyor olması hem acı, hem düşündürücü.
Üstelik sadece “yalan” değil, aynı zamanda “bayatlamış” bir bilgi…
Bir vicdansızın yaydığı bu yalanın yayınlandığı gün, Kenan Işık’ın sağlık durumunda herhangi bir değişiklik olmadığına dair attığım tweet’i gösterip, boşuna üzülmeyin gerçek bu desem ne tepki vereceklerini bilmiyorum. O yüzden boş verdim ve sosyal medyada sörfe devam ettim.
Sedef İybar’la İzzet Çapa’nın yazdıkları dikkatimi çekti.

SİYAD kafası…
Çapa, “47. SİYAD ödül töreninde ‘Kış Uykusu’ 13 adayla yarışıyor, ama maalesef filmin başrol oyuncuları Haluk Bilginer ve Demet Akbağ’a davetiye gitmemiş” diye yazınca kız kardeşi Sedef İybar şu tweet’i attı:
“Törenin bu gece olduğunu Demet Akbağ bizden öğrendi. Unutmuşlar davetiye göndermeyi.”
SİYAD’ın Akbağ’ı unutması, yok saymasından iyidir diye hariçten gazel çaldıktan sonra eve gidip NTV’nin yayınladığı törene birkaç dakika göz atınca şu kanaate vardım.
Bir tarafta, ülkede ne olursa olsun 7×24 göbek atan “Flash TV kafası”, diğer tarafta Atilla Özdemiroğlu gibi bir müzisyene “Onur Ödülü”nü, şimdiye kadar hiçbir filmde oynamamış, hiçbir beste yapmamış ve üstüne üstlük kanser tedavisi gören bir insana, “Çok zengin bir oyuncu olduğumu görmeden ölme” diyen Gonca Vuslateri’ye verdiren, onca sunucu varken bu işi Özge Özberk’e yaptıran, aday gösterdiği filmin başrol oyuncularını törene davet etmeyi unutan “SİYAD kafası”…
Yok mu bunun ortası?

ÖNAL, CEM YILMAZ İÇİN O LAFI ETTİ Mİ?

Ayşe Hatun Önal’ın, Best FM’deki Yasemin Şefik’in programında Cem Yılmaz için, “Zekâ var ama akıl yok” şeklinde bir laf ettiğine dair haber önüme geldiğinde ilk tepkim şuydu:
Emin misiniz? Önal, Cem Yılmaz için niye böyle bir laf etsin?
Boşuna huylanmamışım.
Önal, sosyal medya hesabından böyle bir laf etmediğini sert bir açıklamayla duyurdu.
SİYAD gecesinde gazetecilerin bu konuyu sorduğu Cem Yılmaz da, “Ayşe öyle bir şey demez” dedi.
Haberi servis edenlerse Önal’ın sözlerini çarpıtmadıklarını iddia etti.
O söyleşinin bant kaydını dinledim.
Şefik, sohbetin bir yerinde, Önal’a kimlerle düet yapmak istediğini soruyor.
Şefik: Muazzez Abacı?
Önal: ….
Şefik: Cem Yılmaz?
Önal: …
Şefik: Sinir edeceğim ya onu! Kızım siz ayrıldınız mı, ayrılmadınız mı?
Önal: ….
Şefik: Paketledim onu diyorsun.
Önal: Bu fotoğraf çok güzel.
Şefik: (Kahkaha). Çok zeki bir kadınsın.
Önal: Ama akıl yok. Akıl olanda da zekâ yok biliyorsun.
İki tarafın da kahkahasıyla son bulan bu sohbetten Önal’ın, Cem Yılmaz için “Zeka var ama akıl yok” dediğini çıkaranlar varsa, ya ben salağım onlar çok zeki… Ya da birileri salak
sanıyor bizi!

GÜNÜN SÖZÜ
Diyet yapıyorum… Ama aynı anda iki diyet yapıyorum, zira tek diyetle yeterince doymuyorum.” (Barry Marter)