Sinemamız teröre neden kayıtsız?

MİLLİYET CADDE  –  17 Eylül 2012 Pazartesi  ALİCE

PKK terörü Türkiye’nin başına bela olduğu yıldan bu yana  1.750 civarında sinema film çekilmiş.? Onca film arasında bu meseleyi beyazperdeye aktaran sadece topu topu 10 film var.

PKK kanlı eylemlerine başladığında yıl 1983’tü.  30 yılda binlerce şehit verdik bölücü teröre…  30 yılda öylesine acılar yaşadı ki Türkiye…
Edirne’den Kars’a, Mersin’den Sinop’a ülkenin dört bir yanından binlerce eve ateş düştü…
Hayatlarının baharında nice genci koparıp aldı aramızdan terör…
Bir o kadarı gazi oldu.
Kimi tekerlekli sandalyeye, kimi yatağa mahkum…
Kimi de ruh sağlığını kaybetti…
30 yıldır süren bir acıya, bu ülkenin sinemacılarının ne denli ilgi gösterdiğini hiç düşündünüz mü?
Aslında, sinemamız bu konuya niye kayıtsız kaldı demek daha doğru.
Yıllardır sinema sektörüne basın danışmanı olarak hizmet veren Nizam Eren, bunu dert edindi ve şu tabloyu gözler önüne serdi.

30 yılda sadece 10 film
PKK terörü Türkiye’nin başına bela olduğu yıldan bu yana 1.750 civarında film çekmişiz.
Onca film arasından bu meseleyi beyazperdeye aktaran sadece şunlar:
1996 yapımı ‘Işıklar Sönmesin’de Reis Çelik, yaralı bir PKK’lıyla bir Türk subayının insani ilişkisini anlattı.
2000’de Osman Sınav, ‘Deli Yürek  Bumerang Cehennemi’yle PKK’nın arkasındaki dış güçlere dikkat çekti.
2009’da Levent Semerci, ‘Nefes Vatan Sağolsun’la terörü, sınırdaki askerlerin gözünden anlattı ve “Uyursan ölürsün”, “Sen uyursan, herkes ölür” repliklerini belleklere kazıdı.
Eren’in tespitine göre bu üç filmin dışında kıyısından, köşesinden teröre gönderme yapanlarsa ‘Güneşi Gördüm’, ‘Yazı  Tura’, ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘İki Dil Bir Bavul’, ‘Güneşe Yolculuk’ ve ‘Mülteci’…
Nizam Eren’in aklına gelmeyen ‘Yangın Var’ı da ekleyelim listeye, topu topu 10 film.
1.750’nin içinde 10’un payı ne ki?
Gel de şimdi merak etme, sinemamız böylesine önemli ve hassas bir konuya niye bu denli kayıtsız diye?

TV yapımcıları  fark attı
Hadi televizyonda bu işi yapmak zor.
Çünkü RTÜK var.
Konu hassas olunca asker de giriyor devreye.
Hatırlarsanız ‘Kurtlar Vadisi Terör’ dizisi, TSK karşı çıkınca başlamadan bitmişti.
Ama buna rağmen dizi yapımcıları film yapımcılarından daha cesur çıktı.
Ata Türkoğlu, Ayşe Kulin’in ‘Köprü’ adlı kitabından bir valinin PKK’yla olan savaşını aynı isimle dizi yaptı.
Osman Sınav’ın aynı soruna parmak bastığı ‘Sakarya Fırat’ yıllardır TRT 1 ekranında.
STV’nin ‘Şefkat Tepe’ dizisi de öyle…
Sinemanın önünde bu tür engeller olmamasına rağmen, şimdiye kadar bu konuda iki elin parmaklarından bile az film çekilmesi düşündürücü.
Bir de her fırsatta eleştirdiğimiz Hollywood’a bakalım.
Girdikleri her savaşın ardından yüzlerce film çekip dünyaya Amerikan propagandası yaptılar.

ANTEP’TE FISTIK HASADI YAPTIK

Hafta sonu Gaziantep’teydim… TEMA Vakfı’nın 2011’de, Nestle Damak’ın sponsorluğunda Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman’da yürüttüğü bir projesi var. ‘Fıstığımız Bol Olsun’ adlı projenin amacı, üreticileri bilimin ışığıyla aydınlatıp, üretimde kaliteyi ve verimliliği artırmak. Üç ildeki 32 fıstık bahçesinde başlayan uygulamanın ilk hasadı için Atlas dergisinin davetlisi olarak gittim Gaziantep’e…
Çocukluğu çayı elle toplamakla, gençliği çayı makasla kesmek, fındığı dalından toplamakla geçmiş biri olarak Antepfıstığı hasadı çocuk oyuncağı gibi geldi bana…
Fıstık ağaçlarının olduğu bahçeler biraz taşlı, ama Trabzon’daki gibi bayır değil, düz…
Bizde güneşli havada çay toplamak şans işidir.
Çünkü çayın üç kez ürün vermesinin temel sebebi, yazın bile bol yağışlı geçmesidir.
O yüzden çay toplamak çoğu kez sırılsıklam olmayı gerektirir.
Antep’te yazları hava hep pırıl pırıl.
Fıstık ağaçları, bizim fındıklar gibi ürününü ikram etme konusunda cimri değil.
Güneşin kızarttığı fıstıklar, dalından adeta “Al beni” diye haykırıyor.

Koparması kolay…
Elini uzatıp, dokunduğun an Antepfıstığı senindir…
Hayatımda ilk kez fıstık hasadı yaptım ve topladıklarımın hepsini yedim.
Dalından koparılmış fındık, kurusundan ne kadar lezzetliyse, Antepfıstığı da öyle…
Ne yapın, edin; günün birinde bu lezzeti mutlaka tadın derim.
Tazesini bulamazsanız şayet, ileride damar tıkanıklığı yaşamamak ve şeker dengesini sağlamak için günde mutlaka 40 gram (100 gram kabuklu) Antepfıstığı içi yiyebilirsiniz.
Valla hayatlarını Antepfıstığına adamış uzmanlar bize öyle dedi.
Ben onların yalancısıyım.
Her gün 40 gram Antepfıstığı yemenin günün sonunda size bir faydası olmasa bile üreticisine olacak en azından!

GÜNÜN SÖZÜ
Biri gelir, biri gider diyenler… Kalbiniz taksi olmuş, hayırlı işler!