MİLLİYET CADDE – 30 Ekim 2012 Salı ALİCE

Sunucunun işadamına  hamile olduğunu söylemesi şantaj, tehdit ve kürtajla noktalanan bir sürecin de habercisi olur.  

Entrika dizilerini aratmayacak bir olay bu. Ama olaya geçmeden önce, pek tarzım olmayan bir konuya niye girdiğimi açıklayayım birkaç satırla.
Alice’yi takip edenler bilir, özel hayatın sınırları içinde yaşanan olaylara ‘kamu merakı’yla dalanlardan değilim.
‘Kamu yararı’dır benim için aslolan…
Bu olayda net olarak var bu…
Çünkü taraflardan birinin, gücünü kullanarak karşı tarafı susturup, mağdur etmesi söz konusu…

İsimlerini niye yazmadım?

Açıklığa kavuşturmak istediğim bir başka konu  da şu.
Şimdiye kadar her olayda adı geçenlerin isimlerini çekinmeden yazan biri olarak bu kez saklı tutacağım isimleri.
Sebebi de şu:
Taraflardan kadın olan zaten bu işin mağduru…
İsmini deşifre ederek daha da mağdur etmek istemedim onu…
Bu açıklamalardan sonra dönelim olaya…
Taraflardan biri sporcu yönüyle tanınan ünlü bir işadamı… Ünlü bir holdingin patronu…
Olayın diğer kahramanıysa 30’lu yaşlarda, bekar bir sunucu.
Sunucuyla işadamının birkaç ay süren bir gönül ilişkisi oldu.

“Hamileyim” dedi, olanlar oldu

Artık ilişkileri bittikten sonra mı yoksa sırf bu olay nedeniyle mi yolları ayrıldı bilmiyorum, ama anladığım o ki ‘seviyeli bir ilişki’nin sonu ‘seviyesiz’ oldu.
Nasıl mı?
İşte böyle:
Sunucunun işadamına iki aylık hamile olduğunu söylemesi şantaj, tehdit ve kürtajla noktalanan bir sürecin de habercisi olur.
Çünkü, biten evliliğinden yetişkin çocukları olan işadamı, sunucuya “Yeniden baba olmaya niyetim yok, hemen aldır o çocuğu” der.
Sunucu, kürtajı şu şartla kabul eder:
“Yolla bana bir çanta içinde 100 bin dolar, aldırayım çocuğu… Aksi taktirde biliyorsun olacakları.”

Çirkin pazarlık gizli kamerada

Başka çıkar yol olmayınca mecburen  boyun eğer bu şantaj karşısında işadamı.
İşadamı, 100 bin doları sunucunun söylediği gibi bir çantaya koyup, gönderir.
Bunu yaparken de eli  kolu bağlı durmaz ama…
Gönderdiği elçisinin üzerine gizli kamera yerleştirir ve ‘aracı’, “Biz sözümüzü tuttuk, 100 bin doları verdik. Siz de çocuğu aldıracağınıza dair sözünüzü tutacak mısınız?” gibi sorular yöneltir sunucuya ve alır istedikleri yanıtları.
Ertesi gün sunucunun kapısını çalar işadamının avukatları…
Vakit geçirmeden girerler konuya.
İzlettirirler gizli kamerayla kaydedilmiş görüntüleri sunucuya….
O anda sunucunun ne halde olduğunu tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

İade et 100 bin doları, al CD’yi

İşadamının avukatlarının şu teklifi şoktan şoka sokar sunucuyu:
“İki isteğimiz var sizden. Birincisi bir emanetimiz var sizde. Önce bizden aldığınız 100 bin doları verin bize. Yarın da kürtajı yaptırın. Ondan sonra sizin için de bizim için de kapansın bu mevzu. Şayet müvekkilimizi zor durumda bırakmak amacıyla çocuğu doğurmaya kalkarsanız, biz de bu görüntüleri çıkarırız meydana… Aldırın çocuğu verelim size bu CD’yi… İki taraf için de en iyisi bu.”
Başka çıkar yolu olmayınca mecburen isteneni yaptı sunucu.
Ama tanıdığım kadarıyla çok hırslıdır kendisi…
Eninde sonunda işadamından alacaktır bunun intikamını…
Çünkü iki türlü mağdur oldu.
Hem çocuk gitti, hem çocuk sayesinde gelen 100 bin dolar ve ileride gelecek olanlar.

Entrika dizilerinin tutma sebebi

Sunucu, kürtaja karşılık 100 bin dolar istemek yerine, “Sen istesen de istemesen de kendim için doğuracağım bu çocuğu” deseydi işadamına karşı haklı olurdu.
Sunucu şantaja başvurarak yanlış yaptı.
İşadamının yanlışı ise sunucununkinden kat be kat fazla.
Sunucu gözünü karartıp, hakkında dava açsa, Özel Yetkili Mahkeme’de ‘suç örgütü lideri’ olarak yargılanır valla!
Bakalım mağdur sunucu yapacak mı böyle sürpriz bir hamle?
Okudunuz olan biteni…
İzlenme rekorları kıran entrika ve gerilim dizilerinden aşağı kalır yanı var mı?
Yok…
Artık senaristler mi toplumdan besleniyor, yoksa toplum mu dizilerden onu bilemem…
Onu kararını da siz verin bi zahmet!

GÜNÜN SÖZÜ
Hiçbir varlık, insan kadar yükselemez ve onun kadar alçalamaz. (Friedrich Holderin)