Sevginin reytingi

MİLLİYET CADDE – 11 Aralık 2012 Salı  ALİCE

Günümüzün popüler yıldızlarından kaçı, çeyrek asır sonra da aynı şekilde karşılık bulacaktır halkta? Ne ‘dizi furya’sının yıllarca süreceğinin garantisi var ne de yarınlarda onların yerini yeni dizi yıldızlarının almayacağının…

‘Altın Portakal Film Festivali’nin en önemli ritüellerinden biri olan korteji, geçen yıl 50 bin, bu yılsa 252 bin kişinin takip etmesinden sonra bir yazı yazmıştım.

‘Portakal’ın kortej rekoru’ başlıklı o yazımda Türkan Şoray’ın     24 yıl aradan sonra törene katılmış olmasının bu ilgi patlamasına yol açtığını dile getirmiştim.
Çünkü olayların bizzat içinde olduğunuz zaman görüyorsunuz gerçeği.
Medyanın gözdeleriyle, halkın gönlünde taht kuranlar arasında fark olup olmadığına tanıklık ediyorsunuz.
Evet, TV dizileri gençlerin gönlünde taht kuran yeni yıldızlar yarattı, ama hiçbirinin yeri garanti değil. Günümüzün popüler yıldızlarından kaçı, çeyrek asır sonra da aynı şekilde karşılık bulacaktır halkta?
Ne ‘dizi furya’sının yıllarca süreceğinin garantisi var ne de yarınlarda onların yerini yeni dizi yıldızlarının almayacağının.
Öte yandan, yıllardır milyonların gönlüne demir atmış starlar diye bir gerçek de var karşımızda:
Bugün oynadıkları filmler eskisi kadar gişe yapmayabilir, dizileri reyting rekoru kırmayabilir, ama şarap gibi yıllandıkça daha da değer kazanıyorlar sevenlerinin gönlünde.

Örneğin Türkan Şoray.
Türk sinemasının Sultan’ı’ bu köşede hakkında üç defa yazı yazdığım ‘Sinemam ve Ben’ adlı bir kitap çıkardı.
Sanatçı, bu kitabın promosyonu kapsamında önce Ankara’da, sonra İstanbul’da düzenlenen imza günlerine katıldı.
Her iki imza töreninde de müthiş izdiham vardı.
Ankara’daki imza töreninde yaşanan izdiham ‘Sultan’ı ağlattı.
Ne ekerse onu biçiyor insan.
Türkan Şoray, mesleğinin 52’nci yılında bile gittiği her yerde sevgi seline kapılıyorsa, demek ki yarım asırdır sevgi ekti hep topluma.
Sanatçının ‘Sinemam ve Ben’ kitabını okuduğunuzda da hep bu gerçek çıkıyor karşınıza.

EN HASSAS iÇiCi!

Evinde 1 kilo 300 gram esrar ve hassas teraziyle yakalanan tiyatrocu Köksal Engür, poliste verdiği ifadede ne demiş?
“Satıcı değil, içiciyim.”
Cem Yılmaz’ın efsane Doritos reklamını hatırladınız mı?
Cem Yılmaz ve iki kişiden oluşan korsan cips ekibi yakalanınca ne diyordu polise?
“Satıcı değil, yiyiciyiz.”
Sonra da dönüp “Yesenize” diyordu ekibine.
Engür’ün ifadesi Yılmaz’ın reklamındaki kadar komik!
Yine de merak etmeden yapamıyor insan.
Polis, “1 kilo 300 gram esrarı yıllık stok sayalım. Peki bu hassas terazi ne?” diye sorduğunda acaba ne yanıt verdi Engür?
“Ölçüyü kaçırmamak için her cigaralığı tartıyordum” dememiştir herhalde!

NE BAKIŞ VARMIŞ iBO’DA!

Sabah’ın ‘İmparator bitti’ haberine Twitter’dan yanıt vermiş İbrahim Tatlıses.
2 milyon 100 bin TL borcunu ödeyemediği için şirketlerine haciz gelmesini önemsemeyen Tatlıses, “Ben bitti demeden İbo bitmez. Bir bakışım milyar dolar” diye yazmış.
Yaradanın Tatlıses’i çok özel bir sesle donattığını biliyordum, ama İbo’nun aynı zamanda her bakışı milyar dolarlara bedel gözlere sahip olduğundan haberim yoktu.
Öğrendiğim iyi oldu. Amma velakin, bildiğim kadarıyla üç borsa türü var:
1. Menkul değerler ve kambiyo borsaları: Hisse senedi, tahvil, çek, poliçe, altın ve yabancı paralar alınır-satılır.
2. Ticaret ve emtia borsaları: Tahıl ve benzeri ürünler örnek üzerinden alınıp satılır.
3. Hizmet borsaları: Nakliye ve sigorta fiyatları saptanır.
Gördüğünüz gibi ‘Bakış Borsası’ yok henüz.
Bu borsaların hepsinde bir şeye biçilen değer, anında nakde döner.
Tatlıses, “Bir bakışım milyar dolar eder” derken, bu değeri biçeni ve varsa ödeyeni de açıklasa bari.

HER SENE BiR ZEKi MÜREN VE SAFiYE AYLA SEÇMEK!

Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve TSK Mehmetçik Vakfı tarafından düzenlenen ‘Safiye Ayla, Zeki Müren Ses Yarışması’nın dördüncüsü yapılmış. Safiye Ayla dalında Aynur Ezgi Yolcu, Zeki Müren dalında Berç Özçam birinci olmuş.
İkisini de kutluyor, Yolcu’nun Türkiye’nin yeni Safiye Ayla’sı, Özçam’ın da Türkiye’nin yeni Zeki Müren’i olmasını diliyorum.
Ama ne jürideki üstadlar, ne de bizim dilememizle olacak şey değil bunlar.
Yarışmanın dördüncüsü yapıldığına göre demek ki daha önce de üç defa seçilmiş Türkiye’nin yeni Safiye Ayla’sı, Zeki Müren’i.
Neredeler kendileri?
Zeki Müren, Safiye Ayla gibi sanatçılar 50-100 yılda bir gelen çok özel sesler.
Bunu bile bile her sene iki kişiyi seçip, omuzlarına böylesine ağır yük bindirmek niye?
Yazık o gençlere!

GÜNÜN SÖZÜ
İki tavşanı kovalarsan, ikisi de kaçar.