Reyting işinde korkulan oldu

MİLLİYET CADDE – 15 Ekim 2012 Pazartesi  ALİCE

Reyting ölçümü artık Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile yapılacak. TV ve reklam sektörünün istemediği bu durum, bakalım ekranı nasıl etkileyecek.

Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) hazırlayıp, onay için gönderdiği Reyting Denetim Yönetmeliği aylardır Başbakanlık’ta bekliyordu. Çünkü Başbakanlık, yönetmelikte TV ve reklam sektörünün karşı çıktığı bazı değişiklikler istiyordu.
Ben konuyu gündeme getirdikten sonra yönetmelik hareketlendi ve son şeklini aldı. Geçen perşembe günü RTÜK’te yapılan toplantıda, Başbakanlık tarafından istenen değişiklikler oya sunuldu ve 4’e karşı 5 oyla önerge kabul edildi. Bundan böyle sadece 5 bin, 10 bin ya da 20 bin nüfus ve üzeri yerleşim alanlarında değil, Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile yapılacak reyting ölçümü. TV ve reklam sektörünün hiç ama hiç istemediği bir durumdu bu…
Gelin hep birlikte hatırlayalım TİAK A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hidayet Karaca’nın geçen hafta bu köşede yayımlanan sözlerini: “Yönetmeliğe reyting ölçümü yapılacak veri tabanının ‘ülke temsiliyeti’ gibi muğlak bir ifadeyle tanımlanmasına da karşıyız. 5 bin ya da 10 bin, ne olursa olsun mutlaka bir rakamın yönetmeliğe konmasını istiyoruz. Aksi takdirde yine sorun yaşarız ileride.”
Nur topu gibi bir krizimiz daha doğdu!

YÖNETMEN FiLMDE NE DEMEK iSTEDi?

49. Altın Portakal Film Festivali’nden aklımda ne kaldı? Filmlerin çoğunu, yıllarını sinemaya vermiş insanlarla birlikte izledim. Çoğu filmin çıkışında insanların birbirine sorduğu soru şuydu: “Yönetmen bu filmle ne demek istedi? Ben anlamadım, sen anladın mı?”
Peki yeni bir şey mi bu? Hayır… Bu konu yıllardır sinemamızın değişmeyen sorunu…  Nasıl mı? İşte size Yeşilçam’ın ünlü yapımcılarından Arif  Keskiner’in ağzından iki çarpıcı örnek.

İtfaiye niye var bu filmde?

Arif Keskiner, Genco Erkal’ın başrolünü paylaştığı ‘Faize Hücum’ filmini izledikten sonra aklına takılan bir sahneyi sorar yönetmen Zeki Ökten’e: “Zeki, vatandaş sırtına aldığı kapıyı satmaya giderken arkadan bir itfaiye arabası geçiyor, siren öttüre öttüre…  O itfaiye oradan geçiyordu da, tesadüfen mi girdi kadraja, yoksa senaryo gereği mi çektiniz o sahneyi? Ben anlamadım, itfaiye arabasının ne ilgisi var o sahneyle?”
Filmin merhum yönetmeni Zeki Ökten’in Keskiner’e verdiği yanıta dikkat lütfen: “Vatandaş, satacak başka bir şeyi kalmayınca, evinin kapısını alıp götürüyor satmaya… Arkadan siren çalarak geçen itfaiyeyle demek istediğim şu: Türkiye yanıyor.”

Biz ne dedik, o ne çekti?

Arif Keskiner’in anlattığı ikinci olay daha da çarpıcı… Finalinden bir şey anlamadığı bu filmin bizim gibi seyircisi değil, aynı zamanda yapımcısı kendisi. İşte Keskiner’in anlattığı: “Kardeşim Abdurrahman Keskiner’le ‘Hazal’ filmini yapmaya karar verdik. Yönetmen olarak da Ali Özgentürk’le anlaştık. Ancak filmin finaliyle ilgili abi-kardeş ters düştük. Apo, finalde ‘Hazal’ın recmedilmesinden yanaydı, benim düşüncem farklıydı. Çünkü köye yol gelmesiyle başlayan bir kavganın hikayesi ‘Hazal’. Yol demek, medeniyet demek. O yüzden medeniyete vurgu yapan bir final olsun istedim.
‘Hazal’la kaçtığı sevgilisi at üzerinde köye geldiklerinde, taşı ilk atacak kişi eline aldığında tepedeki kayaları parçalayacak dinamitler patlasın, atlar ürküp dört nala o tarafa yani medeniyete doğru koşup gitsin, aşıklar da kurtulsun.
Bir türlü anlaşamayınca, Ali Özgentürk’e dedik ki, ‘Sen iki finali de çek. Filmin galasında insanlara iki finali de izletelim ve oylama yaptıralım. Halk hangisini isterse, filmi o finalle gösterime sokalım.’
Abi-kardeş el sıkıştık ve Özgentürk’ü çekime gönderdik.
Çekimler bitti, sıra filmi izlemeye geldi. İzleyince şoke olduk. Çünkü Ali Özgentürk, ne benim dediğimi çekti, ne de kardeşimin istediği finali çekmişti. Kafasına göre bir final çekmiş filme. Birkaç kör adam ha bire duvar diplerinde dolaşıyor. Niye? Belli değil… Çok kızdım ve stüdyoyu terk ettim. Ama bizim anlamadığımız o finali birçok festivalin jüri üyeleri anlamış olacak ki, o haliyle vizyona giren ‘Hazal’ birçok ödül aldı.”

GÜNÜN SÖZÜ
İnsan 20 yaşına kadar sevdiğiyle, 20’sinden sonra mantığıyla, 30’undan sonra da bulduğuyla evlenir.