REYHANLI’DA DEHŞETİ GÖRDÜM

MİLLİYET – 12 MAYIS 2013 PAZAR  –  ALİCE

Hatay Reyhanlı’da bombalar patladığında Kahramanmaraş’taydım… Kısa adı PEKAY olan Polis Eşleri Kaynaşma – Yardımlaşma Derneği Kahramanmaraş Şubesi’nin bir etkinliğine davetliydim.
Türkiye’yi yasa boğan patlamaların ardından soluğu Reyhanlı’da aldık.
Kahramanmaraş’tan yola çıktığımızda saat 19.00’du; Reyhanlı’ya vardığımızda saatler 21.00’i gösteriyordu…
İlçeye girdiğimizde hava çoktan kararmış, müthiş bir yağmur başlamıştı.
Artık saatin geç olmasından mı, meydana gelen patlamalardan mı bilmiyorum ilk olay mahalline gidene kadar geçtiğimiz sokaklarda bir tane açık dükkan yoktu.
Bütün kepekler inmiş, sokakları tek tük ışıklar aydınlatıyordu.

fotoğraf-2

Dehşeti gördüm

Atatürk Caddesi’ne yani şehrin en merkezi yerine gittiğimizde gördüğüm tablo dehşet vericiydi.
Polisin “güvenlik şeridi”yle çevirdiği alanın içinde beyaz kıyafetler içindeki “Olay Yeri İnceleme” ekibi bombaların arkasında bıraktığı tahribatın üzerinde çalışıyordu.
“Güvenlik Şeridi”ni aşıp, bardaktan boşalırcasına yağan yağmur altında başladım patlayan otomobillerin, viraneye dönen dükkanlar, işyerlerinin önünde dolaşmaya…
Her taraf cam parçaları ve metal yığını…
Arkadaşım Suat Demirci, benim olay mahallinden fotoğraflarımı çekerken savcılar geldi olay mahalline…
Sahada çalışan emniyet yetkililerinden birinin savcıya söylediği şu söz, Reyhanlı’daki tabloyu anlatması adına önemli…

Reyhanlılar anlatıyor

fotoğraf-3İşte o yetkilinin görevli savcılara söylediği:
“Burada meydana geldi patlama… Şu anda alanda ceset yok, ama buradaki patlamalardan bütün camları kırık şu binaların içine kol, bacak veya vücutlardan başka parçalar fırladı mı bilmiyoruz. Bunu ancak gündüz öğrenebileceğiz.”
Reyhanlı’daki ikinci patlamanın ne denli büyük olduğu, 100 metre ötedeki binaların üçüncü, dördüncü katlarının harabeye dönmesinden belli…
“Emniyet Şeridi”nin dışına çıkıp, görevlilerin yaptıkları çalışmaları ve dehşet tablosunu izleyen Reyhanlıların yanına geçtim.

Söylenti çok yaygın

Reyhanlıların bana anlattıklarının ne kadarı gerçek, ne kadarı “şehir efsanesi” bilmiyorum.
Ama şunun altını çizmeliyim:
İnsanlar, her “söylenti”ye “gerçek” kadar itibar ediyor…
İşte olay mahallinde konuştuğum Reyhanlıların söyledikleri:
“Bizden çok Suriyeli var artık burada. Reyhanlı’da 2 bin lira kira olur mu? Sanki Paris burası. O yüzden kabahatin bir kısmı bizde.”
– “Birkaç gün önce bayrağımızı yakıp, Türklere küfrettiler.”
“Polis, güvenlik kameralarını baktı, öyle bir görüntü bulamadı. Söylentiden ibaret o, doğru değil.”
– “O söylentiden sonra Reyhanlıların bir kısmı, Suriye plakalı arabaları tahrip etmeye, Suriyeli gençleri dövmeye başladı. Onun intikamı bu.”

Çarpıcı iddialar

Reyhanlı gençlerden birinin iddiası daha da çarpıcı:
“Belediyenin önünde patlayan Suriye plakalı arabayla ilgili, ihbar yapılmış polise, saat 10 sularında… Patlamalardan iki yakını ölen biri anlattı az önce bunu. ‘Burada dakikalardır çalışır vaziyette bir araba var’ şeklindeki ihbardan sonra polis gelmiş, etrafında dolaşmış. ‘Motoru çalışan bir arabayı çekemeyiz’ deyip, gitmişler. Yarın Cumhuriyet Savcılığı’na gidip, 155 ihbar hattı kayıtlarının incelenmesi için suç duyurusunda bulunacağını söyledi.”
İkinci patlamanın meydana geldiği yerden ilk patlamanın olduğu alana giderken dikkatimizi çeken şeylerden biri, kızgın Reyhanlıların Suriye plakalı otomobillerin tahrip etmesiydi.
Bu şekilde tahrip edilmiş, ters çevrilmiş onlarca otomobil vardı ilk patlamanın meydana geldiği yer Reyhanlı Belediye binasının önünde…
İlk patlamanın meydana geldiği yerin, Reyhanlı Polis Karakolu’nun görüş alanında ve 100 – 150 metre ötesinde olduğunu da belirtmeliyim.