Kürtaj, sezaryen ve trafik terörü

MİLLİYET CADDE  – 30 Mayıs 2012 Çarşamba  ALİCE

Son 10 yılda 43 bin 691 kişi trafik teröründen hayatını kaybetti bu ülkede. Günde ortalama 12 kişinin trafik kazalarında hayatını kaybetmesi korkunç bir tablo değil mi? Günlerdir Başbakan’ın ‘Kürtaj cinayettir’ lafı üzerine makale yazanlardan bir Allah’ın kulu da çıkıp bu trafik terörüne değinmedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ‘Kanal İstanbul’u ne zaman attı ortaya?
Son seçimden birkaç gün önce.
O tarihten bu yana hiç aldı mı bu konuyu ağzına?
Takip edebildiğim kadarıyla bir kere o da AKP’nin Arena’daki İstanbul Kongresi’nde.
Hatırlayın, Başbakan ‘Kanal İstanbul’u ortaya attığında günlerce bu tartışılmıştı medyada.
Kim ne derse desin Başbakan ‘gündem oluşturma’ konusunda gerçekten bir ‘usta’!
Hiçbir siyasetçi eline su dökemez bu hususta.
AKP’nin Kadın Kolları Genel Kurulu’nda “Kürtaj cinayettir. Sezaryane de karşıyım” dedi ya, günlerdir bunu tartışıyor medya.


Belli ki Başbakan yenisini ortaya atıncaya kadar ‘kürtaj’ ve ‘sezaryan’ kalacak köşe yazarlarının gündeminde.
Oysa pazartesi günü Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ‘trafik canavarı’na dair açıkladığı korkunç bir tablo vardı gazetelerde.
Türkiye’nin en büyük sorunu olan ‘terör’ün 30 yılda aldığı can sayısı Başbakan’ın verdiği son bilgiye göre 40 bin civarında.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre ‘trafik terörü’nün son 10 yılda aldığı can sayısı Türkiye’nin 30 yılda teröre verdiği kurbandan bile fazla.
Son 10 yılda 43 bin 691 kişi hayatını kaybetti bu ülkede.
Günde ortalama 12 kişinin trafik kazalarında hayatını kaybetmesi korkunç bir tablo değil mi?
Günlerdir Başbakan’ın ‘Kürtaj cinayettir’ lafı üzerine makale yazanlardan bir Allah’ın kulu da çıkıp bu trafik terörüne değinmedi.
Yoksa ‘kürtaj’ kadar önemli değil mi bu ‘trafik terörü’?

 

 

‘SÜPERTÜRK 2’Yi ÇEKERSEM KÜFÜRLÜ BiR FiLM OLACAK’

Hülya Avşar ve Demet Akalın’dan sonra Tamer Karadağlı’yı ağırladık tvem’deki ‘Magazin Meydanı’nda.
İki saat süren canlı yayında birçok konuyu konuştuk Karadağlı’yla.
İlk yönetmenlik denemesini ‘SüperTürk’le yapan Karadağlı, çektiği filmin gişede zarar etmesinin moralini bozmadığını söyledi.

Karadağlı, “Yönetmenlik yapmaya devam edeceğim. Ama şunun da altını çizeyim. Şayet ‘SüperTürk 2’yi çekersem kesin bol küfürlü yapacağım” dedi. Karadağlı, bunun nedenini de şöyle açıkladı:
“Çünkü, ‘Recep İvedik’ için birçok insan, ‘Ay ne kötü? Çok küfürlü’ dedi, 3.5 milyon insan izledi. İkincisini çekti 4.5 milyon izledi. Yine ‘Ay, rezalet, dayanamıyoruz’ dediler Şahan üçüncüsünü çekti, o film ikisini de geçti. Böyle de bir iki yüzlülük içindeyiz. İçinde hiç küfür olmayan, esprili, insanların ailece gönül rahatlığıyla izleyebilecekleri bir çocuk filmi yapmak istedik ve yaptık. Ancak gişesi iyi olmadı. Küfürsüz olmuyor demek ki! İroni yapıyorum, ama maalesef gerçek bu.”

 

BASIN İLAN KURUMU ASIL BUNU YAPMALI

Samsun yerel basınının, cinayet, kaza, cinsel istismar ve tecavüz gibi haberlere bundan böyle üçüncü sayfalarında yer vermeme kararına en büyük destek Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Müdürü Mehmet Atalay’dan geldi.
Bu kampanya için “Güzel bir çalışma” diyen Atalay, internet medyası için de şöyle bir açıklama yaptı:
“Basın İlan Kurumu olarak internet medyasının ilan ve reklam olarak desteklenmesi ve yarınlara hazırlanması için çalışma yaptık. Bu çalışma kanunlaştıktan sonra internet medyasının geleceğiyle ilgili adımlar daha da artacak.”
İnternet medyasının ilan ve reklamla ciddi ölçüde desteğe ihtiyaç duyduğu ortada.
Ama ortada olan bir başka konu da şu:
Bilgi kirliliği.
Eskiden delinin biri kuyuya taş attığı zaman 40 akıllı onu çıkarmaya çalışırdı.
Şimdi internet sitesinin biri yalan, yanlış bir haber yapıyor, internet sitelerinin çoğu da, haber çeşitliliği yaratıp, daha çok ‘tık’lanma adına ‘Haber doğru mu, değil mi?’ diye araştırmadan ‘kopyala yapıştır’ yöntemiyle sayfalarına taşıyor.

Ne olacak bu bilgi kirliliği?
Basın İlan Kurumu, örneğin
1-2 editörün evlerinden idare ettiği, ofisi, vergi tabelası bile olmayan, sahibinin gerçek kimliğini gizlediği, saygınlığı tartışılır, ama ‘tık’lanma sayısı yüksek internet sitelerine de ilan verecek mi?
Basın İlan Kurumu, böyle sitelere kaynak aktaracağına sadece haber noterliği gibi bir mecra oluştursa, insanlar çıkan bir haberin doğru olup  olmadığını oradan öğrenmiş olsa daha iyi olmaz mı?
Sosyal medyadaki onca bilgi kirliliği arasından temiz bilgiye ulaşmak.
Günümüzde asıl ihtiyaç duyulan şey bu Sayın Atalay!