KILIÇDAROĞLU İŞİN RENGİNİ DEĞİŞTİRDİ

MİLLİYET – 13 ŞUBAT 2016 CUMARTESİ  –  ALİCE

fft16_mf6615034Düne kadar CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, odasındaki Atatürk resmini indiren milletvekilinin ismini sadece Genel Başkan’a söylediği iddiasına itibar etmemiştim. Nazlıaka için toplanan PM’de üyelerin CHP Genel Başkanı’na “Aylin Nazlıaka’nın size verdiği isim Necati Yılmaz mıydı?” diye sorduğu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Evet” yanıtını verdiği şeklindeki haberlere rağmen. Çünkü hepsi “kulis haberi”ydi, hiçbiri birinci ağızdan alınmış bilgiler değildi.

Dün Ahmet Hakan Coşkun’un köşesinde Kılıçdaroğlu’nun şu açıklamasını okuduktan sonra bence işin rengi değişti. Zira Kılıçdaroğlu, “Necati Yılmaz, Atatürk posteriyle ilgili olarak hedef alınan ismin kendisi olduğunu 29 Ocak’ta benden öğrendi” dedi.

Bu demektir ki Nazlıaka, herkesten gizlediği o ismi, yazılanlar gibi ta işin başında Kılıçdaroğlu’na verdi.

Peki CHP lideri, Yılmaz’ı çağırıp, “Bu mevzuyu bir de senden dinlemek istiyorum” demek yerine, olayı önce komisyona, sonra MYK’ya, oradan Parti Meclisi’ne, ardından da Yüksek Disiplin Kurulu’na niye havale etti?

Parti içi demokrasi!

Kılıçdaroğlu o ismi bildiği halde, “Ülkenin bu kadar derdi, sorunu varken, o sorunları bir tarafa bırakıp, parti içinde dedikodudan beslenen bir siyaset, bunlar da doğru değil. Bunların tamamını temizleyeceğim” dediğine göre niyet belli!

Belli ki Aylin Nazlıaka’yı CHP’den göndermeyi kafaya koymuşlar ve onun dillendirdiği bu mevzuyu gündem yapan partideki “çatlak sesler”e ders verecekler, minareye kılıf arıyorlar.

Kılıçdaroğlu, bu olayı iyi yönetemedi mi yoksa Nazlıaka’yı harcamamak için mi bilhassa böyle yaptı bilemem, ama tablo bu.

CHP Tüzüğü’nü bilenler, “Bunun karşılığı kesin ihraç değil, en fazla kınamadır” dediğine göre, “parti içi demokrasi”nin işlediğini söylemek de zor.

Nazlıaka, çok çalışkan bir milletvekili ve iyi bir CHP’li olabilir. Ancak görünen o ki Nazlıka bu olayda “sütten çıkmış ak kaşık” değildir.

‘İlkeli duruş’ bu mu?

Her meslekte olduğu gibi siyasette de yapılan yanlışın bedeli olur.

Odasındaki Atatürk resmini indirip, “Artık yeni şeyler yaşamak lazım” diyen eski il başkanını ve yeni vekil arkadaşını ikna edip, resmi yerine taktırdıysan o mevzu orada biter.

Meclis odasındaki bir olayı Muharrem İnce’nin de aralarında olduğu CHP’lilere anlatmak milletvekiline yakışan bir davranış değildir.

İş bu noktaya geldikten sonra partiden ihraç edilme pahasına o ismi vermemenin ne “prensip”le ne de “ilkeli duruş”la alakası var.

Çünkü siz iki kişi arasında yaşanan ve sulh ile biten bir mevzuyu üçüncü şahıslarla paylaştığınız an o duruşu bozdunuz.

O saatten sonra iş artık “ilkeli duruş”tan çıkmış, “dedikodu”ya girmiş demektir.

GÜNÜN SÖZÜ

Yalan zekâ işidir, dürüstlük cesaret. Eğer cesaretin yetmiyorsa yalan söyleme, cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene. (Victor Hugo)  

İlginizi çekecek diğer haberler