MİLLİYET – 7 MART 2014 CUMA  –  ALİCE

Laz ya da Karadenizli fıkrası değil bu, gerçeğin ta kendisi… Hem de Trabzon’un Araklı ilçesinde yaşandı…
Bayram Halis adlı maddi durumu iyi bir hayırsever, devlet adına bir devlet hastanesi yaptırdı doğup büyüdüğü ilçeye…
Önce Bayram Halis Devlet Hastanesi’nin inşaatı sırasında yaşanan bir olayı anlatayım ki, bağışçının nasıl bir insan olduğunu daha iyi anlayın.
Bir vatandaşın, vakfın, derneğin ya da şirketin istediği gibi bağış okulu ya da hastanesi yaptırması olanaksız.
Projeyi devlet veriyor, bağışçı da ona göre yapıyor ya da yaptırıyor.
Araklılı Bayram Halis, Sağlık Bakanlığı’ndan bir yetkilinin inşaatta denetleme yaptığını öğrenince anında damlar oraya.
Bakar karşısında takım elbiseli, kravatlı birkaç kişi…
Kısa bir hoş beşten sonra Bayram Halis, Sağlık Bakanlığı’ndan gelen yetkiliye sorar:
“Hayrola, kimsiniz? Niye geldiniz?”
Ekibin başı “Sağlık Bakanlığı müsteşarıyım” diye tanıtınca kendini bir soru daha yöneltir Halis:
“Onu anladım da mesleğiniz ne?”
Sağlık Bakanlığı müsteşarı “Doktorum” deyince, Bayram Halis, resmen kovar adamı şantiyeden.
Nasıl mı?
“Doktor mu? İnşaat mühendisi ya da mimar değilsen ne anlarsın inşaattan? Anlamadığın şeyi nasıl kontrol edeceksin? İnşaat bitsin, hastane hizmete girsin, Sağlık Bakanlığı görevlendirirse seni o zaman gelir hasta muayene edersin.”
Aynı Bayram Halis’in bir diğer “bomba”sında şimdi sıra:
Devlet Hastanesi yapıp devlete daha doğrusu Araklılıların hizmetine sunacak Bayram Halis, hastanenin yapıldığı sokağın esnafına kızınca ne yaptı biliyor musunuz?
Halis, inşaat sırasında o sokağın esnafından gerekli desteği alamamış olacak ki, “Madem öyle, işte böyle” deyip, hastanenin projesine takla attırdı.
Hastanenin o sokaktan olması gereken giriş çıkış kapısını arka sokağa taşıdı.

BAĞIŞÇI GÖZALTINDA ACİL SERVİS KOMADA!

Yine Trabzon’dan yine bir devlet-hayırsever vatandaş ilişkisine dair taze bir bilgi…
Trabzon’un ilçelerinden birine acil olarak Acil Servis yapılması gerekir.
İhtiyaç var, ama ödenek yok…
Hal böyle olunca da “hayırsever” işadamları arayışına girer yetkililer…
İşadamlarından biri, yaklaşık 400 bin liraya mal olacak Acil Servis inşaatını yapmaya söz verir.
Mevcut hastane ile yapılacak Acil Servis inşaatı arasında kod farkı olduğu için özel bir proje gerekir.
Acele olarak proje çizilir, onaya sunulur.
İş tam “bağışçı” ile devlet arasında protokolün imza edilmesine gelince 17 Aralık operasyonu patlar ve “Acil Servis”i yaptıracak işadamı da gözaltına alınır.
İşadamı bilahare serbest bırakılır, ama olan hastaneye yapılacak acil servis inşaatına olur.
Çünkü bu saatten sonra ne devlet yetkililerinin işadamına, “Ne oldu bizim bağış işi?” diyecek durumu var ne de işadamının böyle bir bağış yapma isteği.
Kim bilir, belki de işadamının bağış yapacağı musluk kurumuştur!

KARADENİZLİLERİ HÂLÂ FADİME, TEMEL SANANLAR

Yeni doğan çocuklara Karadeniz fıkralarının kahramanı “Fadime” ve “Temel” adının verilmediğini gören Trabzon’un Arsin belediyesi, iki yıl önce bir kampanya başlatmış. Dünyaya getirdikleri kızlara Fadime, erkeklere Temel adını koyacak Arsinlilere birer Cumhuriyet altını verecekmiş belediye… Habertürk’ten Kenan Taşkın’ın haberinden anlıyoruz ki iki yıl içinde 847 çocuk dünyaya gelmiş Arsin’de…
847 çocuktan sadece ikisinin adı kampanya isimlerinden…
Derya Üzeyir Çolak çifti, üzerlerinde çok emeğe olan teyzelerinin adı olduğu için kızlarına Fadime adını koymuş. Nurcan Cemalettin Tüysüz çifti, “Dedemizin adı başka Temel olduğu için ismini öyle koyduk” demiş.
847’de 2 ya da 0 çekmek ne demek?
“Temel” ve “Fadime”nin sadece fıkralarda kalmasından öte bir değişimin resmidir bu…
Tabii görebilene…

GÜNÜN SÖZÜ
“Doğruyu söylemek değil, anlatmak güçtür.” (Cemil Meriç)