John Nash nasıl biri?

MİLLİYET CADDE – 22 Ağustos 2012 Çarşamba ALİCE

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin davetlisi olarak Türkiye’ye gelen ve 30’lu yaşlarda şizofreni hastalığına yakalanan John Nash’ın rehberliğini Özlem Gürses yaptı. Ünlü matematikçi biyografisinden uyarlanan ‘Akıl Oyunları’ filmi ve hastalığıyla ilgili konuşmak istemedi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde ‘Oyun Teorisi Kongresi’ yapıldı geçenlerde.

Kongrenin katılımcılarından biri de ‘Akıl Oyunları’ filminin esin kaynağı Amerikalı matematik dehası John Nash’ti.

Bilgi Üniversitesi’nin davetlisi olan ünlü matematikçiye İstanbul’da kaldığı sürece tanıdık bir isim rehberlik yaptı.

Bir süredir Bilgi Üniversitesi’nin iletişim danışmanı olan televizyoncu Özlem Gürses’ti John Nash’in rehberi.

“John Nash’la bir hafta geçirmek, rüyamda görsem inanmazdım” diyen Gürses, ünlü matematikçiyle THY SkyLife’ın eylül sayısı için bir de söyleşi yaptı.

Çünkü THY, kongrenin sponsoruydu. Gürses, bir hafta boyunca eşlik ettiği John Nash’i bakın nasıl anlattı? Hastalığını konuşmak istemedi “Kariyerinin ortalarında, 30’lu yaşlarında ortaya çıkan şizofreni hastalığı, çok zor yıllara malolmuş. Biyografisinden uyarlanan ‘A Beatiful Mind’ (Akıl Oyunları) filmiyle tanıdı onu dünya. Ama Nash, filmle ve hastalığıyla ilgili hiç konuşmak istemedi, biz de sormadık. Ama uzun yıllardır sadece dehasıyla şizofreni hastalığıyla başa çıkmaya çalışmış. İlaç da kullanmıyormuş. Ne yazık ki aynı durum kendi adını taşıyan tek oğlu John Nash için geçerli değil; oğul Nash de ağır şizofreni hastası ve tedavisi devam ediyor.

Kampüsteki herkes, büyük ihtimalle filmdeki unutulmaz kareleri hafızasında canlandırarak heyecanla bekledi John Nash’i. Ancak kampüste gördüğümüz adam Russell Crowe değildi. 1.90’a yakın bir boyda, incecik bacakları, neredeyse hüzünlü diyebileceğim yüzü, sade şortu ve normalinden iki numara büyük kocaman ayakkabılarıyla bir bilimadamıydı bize doğru yürüyen. Bir dahi böyle besleniyor Her gün Princeton Üniversitesi’ne gitmeye devam ediyormuş. ‘Sabahları erken kalkamasam da mutlaka her gün odamda çalışıyorum’ dedi.

Bilgi’deki ‘Oyun Teorisi Kongresi’ne her gün geldi. Kongrenin kırmızı heybesi her an omuzundaydı. O yürümeye başladığında çevresinde toplanan kalabalığa meraklı gözlerle bakıyor, hayal mi gerçek mi anlamaya çalışıyordu.

Kimseyi kırmadı, herkesle fotoğraf çektirdi.

Öğle yemeklerini ofisimin yanındaki salonda yedi, kalabalıktan uzak olmayı tercih etti. Mönü neredeyse her gün aynıydı: Küçük bir sandviç, bir minik meyve ve koyu şekersiz bir çay.

Sohbete katılması her zaman çok kolay olmadı ama sevdiği konularda çok ilgili davrandı: Matematik, eğitim, matematik-adalet ilişkisi ve İstanbul.

Siyasete çok ilgi duysa da, siyaset konuşmaktan hoşlanmıyor. Obama, yeniden seçilir mi? Amerikan seçimlerini takip ediyor, Obama’nın zorlanacağını düşünüyor. Amerikan halkıyla ilgili tespiti de şu: ‘Fazla meraklı değiller. Her şeyi öğrenmek istemezler.’ Strateji oyunlarına çok meraklı, ne de olsa ‘Oyun Teorisi’nin babası! Kampüse oğluyla beraber geldikleri günlerde sık sık satranç oynadılar. Tavla’yı duymuş, kendisine bir de tavla seti armağan ettik. Uzun sohbetlerimizden hafızamda kalan cümlesi şu oldu: ‘Matematik gerçeği arar, yalan sevmez, bu açıdan da adaletle yakından ilgisi vardır. Adalet de gerçeği arar çünkü.’ Ve bir de nadiren de olsa gülümsemesi, neredeyse bir çocuk gibi, gözlerini kısarak.”

YOK ARTIK, DAHA NELER

Biri resmi, diğeri imam nikahlı eş sahibi insanlar hiç yabancı değildir bize. Bir eş, bir metres, bir sevgilisi olanlar da var bu ülkede.
“Dinimiz böyle emrediyor” diyerek dört, hatta daha fazla eşe sahip erkeklerin yaşadığı bir ülke Türkiye.
Her biri anormal olan bu tablolar, bildik geliyor ve yadırgamıyoruz bunları nedense.
Alıştığımızdan olsa gerek herhalde. Ancak jinekolog terapist Opr. Dr. Gökçen Erdoğan’ın Habertürk’te yayınlanan söyleşisinde verdiği şu örnek, gerçekten de “Yok artık, daha neler?” dedirten türden.
İşte Erdoğan’ın anlattıkları:
“İki partnerini de alıp gelen bir adam, sorunum şu demişti: ‘Bu kadınla ilişkimi çok başarılı yaşarken, bu kadınla erken boşalıyorum. O zaman sorun kadında. O yüzden kadını tedavi edin.’”
Aslında ‘yok artık’tan öte bir durum söz konusu, ama neyse.

GÜNÜN SÖZÜ

Diline hakim olamayan insandan dost, gözüne hakim olamayan insandan eş olmaz!