İşte Sezen’in son keşfi

MİLLİYET CADDE  –  5 Ekim 2012 Cuma  ALİCE

O Ses Türkiye’ yarışmasına katılan ve jüri üyelerinden hiçbirinin dönmediği Rümeysa Tekkellioğlu, şimdi Sezen Aksu’nun kanatları altında. Minik Serçe, Tekkelioğlu’nu televizyonda izlediğinde “Uzun yıllardır Şebnem Ferah’ın dışında hakiki star kumaşı olan bir kız geldi. Bu kız doğuştan star” diye düşünmüş.

Harem’ dizisinin yazarı ve yapımcısı Gani Müjde’yle ‘Harem’de ‘Çeşmi Fesat’ı oynayan Başak Sayan’ı konuk ettiğimiz tvem’deki ‘Magazin Meydanı’nın canlı yayınından çıkınca baktım cep telefonumdaki ‘cevapsız çağrı’lar arasında Sezen Aksu da var.
Hemen aradım, ‘Sana sözünü ettiğim Rümeysa var ya, bu gece çıkıyor Frankie’de. Ben gidiyorum, sen de gel istersen” demesin mi?
Saat 22.30 suları.
İki saat canlı yayın yapmışım, pestilim çıkmış.
‘Atla gel Şaban’la beni karıştırmış olmayasın diyeceğim, ama karşımda koskoca Sezen Aksu.
Üstelik günler önce anlattığı Rümeysa’yı ille de dinlemek isteyen bendim.
Eşime telefon açtım, bu gece beni beklemeyin Sezen’le gecelere akacağız dedim ve rotayı Nişantaşı’na kırdım.
Soho Otel’in tepesindeki Frankie’ye gittiğimde elimle koymuş gibi buldum Sezen’le ‘ince saz     heyeti’ni.
Kimlerden mi oluşuyordu ‘Sezen’in ince saz heyeti?’
Menajeri Yaşar Gaga, asistanı Canan ve Saba Tümer.
‘Back vokal’de de kardeşi Nihat.
Buyur etti beni ‘Kraliçe’ yanına.
Oturur oturmaz kalemi, kağıdı çıkardım ve Sezen’in, “Eğlenmeye gelmişiz buraya, bak şunun yaptığına? Başladı hemen not almaya” itirazına rağmen, notlarımı aldım.
Huyum kurusun, sadece not almadım, bol bol fotoğraf da çektim.

RÜMEYSA’NIN MÜTHİŞ DRAMI

“Rümeysa Tekkelioğlu da kim? Nereden çıktı? Sezen Aksu’yla alakası nedir?” dediğinizi duyar gibiyim.
O zaman söz Sezen’de, o anlatsın Rümeysa’yla tanışmasının öyküsünü bize:
“Evde 40 yılda bir açarım televizyonu. Bir akşam açtım televizyonu ‘O Ses Türkiye’ye denk geldi. Rümeysa, ‘İstanbul İstanbul Olalı’yı söylüyordu. Jüri üyelerinden hiçbiri dönmedi ona. Küplere bindim evde, böyle bir sese duyarsız kalınır mı diye? Çünkü daha önce yarışmacılarla kontenjanlarını doldurdukları için bülbül gibi ses güme gitti. Hemen jüri üyelerinde Hülya Avşar’ı aradım ve kızım sen geri zekalı mısın dedim? O da ‘Evet’ dedi. ‘O Ses Türkiye’ jürisi farkına varamadı, ama o gece müthiş bir yetenek keşfettim. Uzun yıllardır Şebnem Ferah’ın dışında hakiki star kumaşı olan bir kız geldi. Bu kız doğuştan star.”
‘Popun Kraliçesi’ sayesinde yüzü gülen Rümeysa’yı anlatacağım bu olaydan da hatırlayacaksınız mutlaka.
Yıl 2011, aylardan mayıs.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ait bir helikopter düşer Beykoz’da denize. İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Kemal Özdemir’in kullandığı helikopterden, onun dışında sağ çıkan olmaz. Bilgi İşlem Şube Müdürü Ragıp Ali Bilgen’le oğlu Deniz, pilot komiser Murat Güçlü hayatını kaybeder.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki törende sarışın bir öğretmen (25), gözyaşları içinde pilot komiser Murat Güçlü’nün (30) tabutunun üzerine koyar giyemediği damatlığını.
Rümeysa’ydı o kız.
Nişanlısını helikopter kazasında kaybettikten sonra girdiği bunalımdan belki bir nebze olsun kurtulur diye yakınlarının baskısıyla ‘O Ses Türkiye’ye katıldı, ama orada da kapılar yüzüne kapandı.
Ama Rümeysa, Tanrı’nın umut kapılarından birini kapatırken, diğerini açtığı ender insanlardan.
Çünkü o artık ‘Minik Serçe’nin kanatları altında.

‘POPUN KRALİÇESİ’YLE EĞLENCELİ BİR GECE
Sezen Aksu’nun müzik direktörlüğünü yaptığı Frankie’ye gittiğimde 23.00 sularıydı ve Rümeysa sahnedeydi, indiğindeyse saatler 01.50’yi gösteriyordu.
Yabancı, yerli pop, türkü, sanat müziği ve caz ne ararsan var Rümeysa’nın repertuarında.
Sezen gibi ‘yetenek avcısı’ değilim, ama Rümeysa’nın güçlü bir sesi olduğunu ve sesini bir enstrüman gibi kullanıp değiştirdiğini, farklı tonlarda şarkı söylemekten de keyif aldığını söyleyebilirim.
Sezen bir ara, “Biraz sonra dans edeceğiz ona göre” deyince, geçenlerde aynı mekandan medyaya yansıyan ‘esrarengiz sevgili’ haberi ve “O adam benim kocam” diye dert yanan kadın geldi aklıma.
Sen git başka bir ‘sırmabıyık’ bul kendine. Neme lazım, fotoğrafımızı çekip, oğlumdan da, “O adam benim babam” diye görüş alıp manşet yaparlar bizi.
Baktım Sezen koptu, yerlerde.
Çok geçmeden Hollandalı Rob adlı kafası bir dünya olmuş müşteri anında kaptı Sezen’i.
Baktı ki Sezen’in menajeri, anında çalıştı cep telefonları, dans fotoğraflarını çeken çekene.
Yaşar Gaga hemen attı kendini piste. Bir hamleyle aldı Sezen’i tanımadığı Rob’un elinden, oturttu yerine.
01.20 sularında Sezen de aldı mikrofonu eline.
O gece Frankie’ye gelenler şanslıydı. Bedavadan Sezen konseri dinlediler.
Az daha unutuyordum.
Sezen’in vantilatör tutkusu sadece konserleriyle sınırlı değil.
Gecenin bir vakti “Canan beni ateş bastı” deyince asistanı çantasından pille çalışan mini bir vanlitatörü çalıştırıp, Sezen’in önüne koydu.

GÜNÜN SÖZÜ
Her şeyin yok olduğu anda bile bir ümit vardır. (Thales)