Hakuna Matata!

MİLLİYET CADDE – 29 Kasım 2012 Perşembe  ALİCE

Metin Uca’yı tek kişilik oyununda besleyen iki kaynak var. Biri traji- komik haberler diğeri de kadın programlarıyla dizilerde olan biten akla ziyan konular.

Metin Uca’nın Swahili dilinde ‘problem yok’, ‘takma kafana’ anlamına gelen deyimden yola çıkarak sahnelediği ‘Hakuna Matata’ adlı tek kişilik oyununu seyrettim önceki gece Beşiktaş Kültür Merkezi’nde.
Güldüren, güldürürken düşündüren bir gösteriydi.
Çünkü Türkiye’yi, yani bizi anlatıyordu.
Bizim adımıza her şeyi düşünüp, bizim adımıza karar veren devlet büyüklerinin ülkeyi ne hale getirdiğine göndermeler yapan gösteride Uca’yı besleyen iki kaynak var.
Medyadaki traji-komik haberler ve de televizyon kanallarındaki kadın programlarıyla dizilerde olan biten akla ziyan konular.
Behzat Ç.’nin aşk yaşadığı savcıyla zoraki evliliğinden, Başbakan’ı kızdıran ‘Muhteşem Yüzyıl’a, Esra Ceyhan’ın programında uçmaya kalkan adamdan, evlilik programlarındaki ilginç pazarlıklara kadar birçok konuyu gösterisinde işleyen Uca, bir ara çikolata bile dağıttı BKM’de kendisini izlemeye  gelenlere.

İzleyiciye çikolata ikramı
“Çikolata kişiliğinizi nasıl ele veriyor?” anketi içindi bu.
Sahne önündeki ilk üç sırada oturanlar çikolataları bir güzel yedikten sonra Uca, “Şimdi herkes yediği çikolatanın kağıdını göstersin” dedi.
Herkesin çikolata kağıdına verdiği şekil farklıydı. Kimi top yapmıştı ambalajı, kimi üçgen, kimi kare, kimi başka türlü.
Barkovizyondaki kupür değişti.
Perdeye yansıyan haber, karakterini asıl ortaya çıkaranın çikolatanın neli olduğu değil, kişinin çikolatayı yedikten sonra kağıdına verdiği şekildi.
Ortaya çıkan tablo eğlenceli, bir o kadar da düşündürücüydü.
Niye mi?
Metin Uca, varsayalım ki  30 kişiye çikolata ikram etti.

Uca’nın sürpriz anketi!
Uca, “Şimdi elinizi kaldırın bakalım, siz o kağıtlara ne şekil verdiniz?” dediğinde kalkan el sayısı taş çatlasın 10, 15’ti.
Diğerleri ya çikolataları kağıtlarıyla yedi ya da çikolataları yedikten sonra ambalajlarını ayaklarının dibine attı.
İzleyicilerin bir kısmı, ellerini kaldırmaktan imtina etmiş de olabilir, ama tümünün öyle olduğunu sanmıyorum.
Ellerini kaldırmayanlar çikolataları ambalajıyla yemeyeceğine göre demek ki, bazıları kağıtları koltukların altına attı.
Diyeceksiniz ki, gösterinin ismi ‘Hakuna Matata’ yani  ‘Takma Kafana’.
Haklısınız valla.

FIKRA?GiBi, AMA?DEĞiL!
Uca’nın tek kişilik gösterisine esin kaynağı olan olaylardan birini biz ‘Moskova’nın Şifresi Temel’in galası için gittiğimiz Trabzon’da yaşadık.
Nihat Usta’da yemekteyiz. Gala için İstanbul’dan gelen basın mensuplarından bir genç kadın, tuvalete gitmek için masadan kalktı.
Restorana ilk defa geldiğinden tuvaletin yerini bilmiyor haliyle.
Müşterileri yönlendiren bir yazı da yok restoranın içinde.
Kadın meslektaşımız önüne çıkan ilk garsonu durdurup, kadınlar tuvaletinin nerede olduğunu sordu.
Garson şunu dedi ve gitti:
“Erkekler tuvaletinin yanında kadınlar tuvaleti.”

EKONOMiK KRiZ ACABA KiMi VURDU?

“Ekonomik kriz Eurovision’u vurdu!”
Yapmayın, etmeyin Allah  aşkına.
Polonya’nın ardından Portekiz’in de seneye İsviçre Malmö’de yapılacak yarışmaya katılmama kararı almasının ne alakası var ekonomik krizin Eurovision’u vurmasıyla.
Ne Portekiz’in yokluğu, ne Polonya’nın katılmaması etkiler Eurovision’u.
1994’teki ikinciliğinden başka Eurovision’da derecesi olmayan bir ülke Polonya.
Zaten iki yıldır katılmıyordu yarışmaya.
48 yılda üç kez Eurovision’a katılmayan Portekiz’in de kaydadeğer hiçbir başarısı yok   yarışmada.
Bugüne kadar sadece 9 yarışmacısı Eurovision’u ilk 10’da bitirdi, şimdiye kadar elde ettiği en iyi derece altıncılık.
Tarihlerinde Eurovision birinciliği olmayan Polonya ve Portekiz’in katılmamasıyla bunca yıldır yapılan bir yarışma hiçbir şey kaybetmez değerinden.
Bilin ki kaybeden Polonya ve Portekiz’dir.
Çünkü, Portekiz ve Polonya, bu boyuttaki uluslararası bir müzik yarışmasına temsilci gönderecek kadar para ayıramıyorsa, ekonomik krizin inim inim  inlettiği Eurovision değil,  o ülkelerdir.

GÜNÜN SÖZÜ

Sevdiğinin kusurlarını hoş görmeyen, sevmiyor demektir. (Goethe)