Deniz Akkaya, nasıl değişti?

MİLLİYET TELEVİZYON – 25 Ağustos 2012 Cumartesi  ALİCE

Şov dünyasında yıldız çok ama Hülya Avşar gibi her daim zirvede olan başka kadın yok…
Deniz Akkaya’nın öyle bir şansı vardı oysa…
2000’li yıllara dönüp baktığımızda podyumlarda fırtına gibi esen, yaşadığı olaylı aşklarla magazinin gündeminden inmeyen bir Deniz Akkaya vardı karşımızda…
Nerede bir zamanlar magazin dünyasını dalgalandıran Deniz?
“Mutedil dalgalı” bile değil artık o Deniz!
Öylesine duruldu ki…
Sadece kendi sahilini döven bir Deniz’e dönüştü…
Bir dönem magazin dünyasının “olay kadını” Deniz Akkaya’ydı bu hafta “Magazin Meydanı”ndaki konuğumuz…


Deniz Akkaya

“Popüler ama mutsuzdum”
tvem’deki canlı yayında bu konuyu sordum Akkaya’ya…
Uzun uzun anlattı bu değişim ve dönüşümün sebeplerini…
Anlattıklarının özeti şuydu:
Onu magazinin zirvesinde tutan o hızlı yaşam günün sonunda mutlu etmedi onu.
Herkesle kavga eden, hırçın ama popüler bir Deniz olmak yerine, zirveden uzakta, dingin bir yaşam ve anaçlık daha cazip geldi Akkaya’ya…
“Bir günde vermedim o kararı… Belli bir birikimin sonucunda alınmış bir karardı. Popüler olmak yerine, mutlu olmayı seçtim” dedi…
“Pop kültür ikonu” olmak yerine, anne olmayı tercih eden Akkaya, şimdi yeterince mutlu mu?
Çünkü kızı Ayşe’nin babası Efe Önbilgin’le ilişkileri hâlâ sorunlu.

Deniz’in “Sosyal Zeka”sı!
Yaşadıklarından yana pişmanlık duymayan ama yaşadığı her olaydan ders çıkarmayı başardığını anlatan Akkaya, şöyle sürdürdü sözlerini:
“Verdiğim bu karardan son derece memnunum. Kendimde değiştirmek istediğim bir sürü şey var hâlâ. Duygusal olarak çok incinebilir olduğumu düşünüyorum. İş hayatıma çok etkisi var bunun. Aslan burcuyum. Bazısının boşver dediği noktada, ben gereksiz duygusal çöküntüler yaşıyorum. Yaşadıklarımdan pişman değilim ama gerek dost, gerek sevgili olarak hayatıma soktuğum gereksiz insanlarla çok zaman kaybetmişim. Çok az insanla görüşüyorum şimdi. Dost sandığım, gereksiz insanları çıkardım hayatımdan.
İnsan ilişkileri üzerine o kadar kitap okudum ki, yaşadığım bu olaylar sırasında…
Hangi ilişkinin nereye gidebileceğini öngörebiliyorum artık.
Örneğin Daniel Goleman’ın ‘Sosyal Zeka’ adlı bir kitabı var. Altı yıl içinde üçüncü kez okuyorum onu… İnsanlar, ‘Aynı kitabı üç defadır okuyor, geri zekalı mı bu kız?’ diyecekler, ama desinler… İnsanların hangi salgıların esiri olup da aşık oldukları konusunda çok şey öğretti o kitap bana…”
Öyle şeyler anlattı ki canlı yayında, Deniz Akkaya değil de, sanki insan ilişkileri üstüne master yapmış bir akademisyen vardı karşımızda…


Mustafa Keser

HEP?KENDiNE YONTAN?KESER!

Yaptığımız tercihler belirler karakterimizi… Kimi var; nalıncı keseri gibi hep kendine yontar, kimi var testere gibi ortadakini ikiye bölüp, “Bir sana, bir bana” der.
Reklam yıldızı olduğu Finansbank’la ilgili yaptığı açıklamayla ortaya çıktı ki Mustafa Keser, tam da soyadı gibi, her şeyi kendine yontan biri…
Keser, şöyle demiş Günaydın’dan İlker Gezici’ye:
“Sayemde altı kat arttı bankanın kart satışları. En az 1 milyon dolarlık bir işti ama ben 230 bin lira aldım. Kazandığım para, yaptırdığım çiftlik evinin bir duvarına yetmedi.”
Şayet şarkıcının verdiği rakam doğruysa, “Esnafın derdini Mustafa Keser” reklamıyla ciddi bir başarı yakalamış oldu Finansbank…
Peki salt Mustafa Keser sayesinde gelen bir başarı mı bu?
Keser’in de söylediği gibi gerçekten de sırf Mustafa Keser reklamında oynadığı için Finansbank’a gidip hesap açtırmış fanatikleri olmuştur mutlaka…
Ama esnafın kredi sorununa derman olan bir kampanya bu sonuçta.
Bu reklamlardan sonra Finansbank’ın kredi kartı satışlarını altı kat artırmasını sadece Mustafa Keser’e bağlamak, bankanın “Vade Kart”la müşterilerine sunduğu avantajları yok saymak anlamına gelir ki, hiç de doğru bir analiz olmaz bu.
Finansbank, onca şarkıcı arasından reklam kampanyası için Mustafa Keser’i seçmekle doğru bir hamle yaptı ve görünen o ki, amacına da ulaştı.
Mustafa Keser’in elbette ki, bu başarıda yadsınamayacak bir katkısı var ama Keser’in hep kendine yonttuğu kadar değildir bu pay.


Aslı Tandoğan

ADAM FiLM’DEN iKi BALKAN DiZiSi

Ünlü yönetmenler Serdar Akar ve Tarkan Karlıdağ’ın şirketi Adam Film, Balkanlar’ı adeta dizisetine dönüştürdü.
Üsküp’te çektikleri “Elveda Rumeli” ile “Balkan Düğünü”nün ardından Adam Film, bu kez de Balkanlar’a çifte set kurdu.
“Elveda Rumeli”nin devamı niteliğindeki “Son Yaz Balkanlar 1912”yi atv’ye çeken Adam Film,Star TV için de “Atlılar” projesine başladı.
atv’nin tanıtımlarına başladığı Hazal Kaya ve Tuğçe Kazaz’ın başrollerini paylaştığı “Son Yaz”,Makedonya’da çekiliyor.
Yönetmenliğini Serdar Akar’ın üstlendiği Star Yapım – Adam Yapım ortak projesi “Atlılar” iseBulgaristan’da… Canan Ergüder, Aslı Tandoğan, Tamer Levent ve Ayça İnci’nin rol aldığı dizinin konusu ise şöyle:
Korku nedir bilmez, cenkte rakip tanımaz Samaratlılar düşmanları Çianlılar’a karşı büyük bir savaş kaybeder. Başları önlerine düşmüş Samaratlılar kanlarına karşı kan beklerken ulu liderleriEjder Bey, öç almak yerine kavmine göç etmeyi emreder. Büyük oğlu Aslan Bey itiraz edince Ejder Bey, bu hezimetin Gökbaba’dan bir işaret olduğunu buyurur. Törelerinin kurucusu Atabey, kendisine savaş meydanında, karısı Işılay’a ise rüyasında görünüp ‘Bu toprak kana doydu. Yedi cihan ve iki aleme hükmetmek için buradan göçün! Ölümlü topraklardan geçip ilk yeşil ovaya kök salın’ diye emretmiştir. Aslan Bey, babasının sözlerine inanmaz ama göçün habercisi ulu Beyaz Kurt, kendini belli edince söylenecek başka söz kalmamıştır. Böylece Samaratlılar evlerini, topraklarını, atalarının yadigarlarını düşmanlarının ellerinde bırakıp yanlarında bir avuç Çianlı esir ile ulu Beyaz Kurt’un peşine düşüp kendilerine vaad edilen toprakları aramaya koyulur.