BUGÜN ‘SULTAN’LA ‘TAŞ MEKTEP’TEYİZ

MİLLİYET CADDE – 25 ŞUBAT 2013 PAZARTESİ  –  ALİCE

Türkan Şoray, Altan Dönmez’e ‘Taş Mektep’ filminin gişesini sordu. İlk üç günde 33.108 kişinin izlediğini duyan Şoray’dan, “Gel birlikte izleyelim ve elimizden gelen desteği verelim” teklifi geldi. Bugün saat 15.45’te Sultan’la Astoria’da izleyeceğiz filmi…resim5277-1

Sakaryalıların Türkan Şoray’a gösterdiği ilgi müthişti. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Ustalara Saygı’ kapsamında düzenlediği etkinliği takip edenlerin ezici bir çoğunluğu kadındı. AKM’nin alt salonu tıklım tıklım, üst katı salkım saçaktı.
Türkan Şoray’dan imza almak isteyen, onunla fotoğraf çektirmek isteyen kadınların yarattığı izdiham, attıkları çığlıklar, görmeyen ve duymayanlar için çok fazla bir anlam ifade etmeyebilir. Ama o anlara tanıklık edenler için unutulmazdı hepsi.
Böyle bir ortamda çıktık sahneye Türkan Şoray’ı anlatmaya. ‘Sultan’ın basın danışmanı ve menajeri Bircan Usallı Silan, sinema yazarı Burçak Evren, yönetmen Altan Dönmez ve ben.
Şoray’ın oynadığı ‘Son Osmanlı Kıyam’ın ilk yönetmeni Dönmez, ‘Sultan’ı anlatırken balkondan bir kadın, salonu kahkahaya boğan şu lafı etti:
“Türkan Hanım, burada nefes darlığı çekiyorum, o yüzden eve gidiyorum. Hoşça kalın.”
‘Sultan’la Sakaryalıların buluşması işte böylesine sıcak ve samimi bir ortamda geçti.
19.00’da başlayan etkinliğin en geç 21.00’de biteceğini düşündüğüm için şöyle bir plan yapmıştım.
Sakarya’daki işim biter bitmez Kartepe Özdilek’e gider ‘Kelebeğin Rüyası’nı izlerim.
22.00 seansına bilet bile aldım, ama ‘Sultan’, “Akşam yemeğinde birlikte olalım” diye ısrar edince ‘Kelebeğin Rüyası’nı sabaha     bıraktım.
Yemekte söz döndü dolaştı sinemaya ve vizyona giren filmlere geldi.
‘Sultan’, ‘Son Osmanlı Kıyam’ dizisinde birlikte çalıştığı Altan Dönmez’e halen vizyonda olan ‘Taş Mektep’ filminin gişesini sordu. Dönmez, “Taş Mektep’te, Kurtuluş Savaşı’ndan bir kesiti beyazperdeye taşıdık. Kayseri Lisesi’nin son sınıfındaki 63 öğrencinin, okullarını terk edip Sakarya Meydan Savaşı’na katılıp orduya destek vermesine, Türk seyircisi destek vermedi. Türk halkı, Kurtuluş Savaşı’ndan dramatik bir bölümü anlatan ‘Taş Mektep’ filmine ABD Başkanı Lincoln’ün hayatı kadar ilgi göstermedi. İlk üç günde bizi 33.108 kişi, ‘Lincoln’ü 36.804 kişi seyretti. Türk insanının kendi tarihinden çok Amerika tarihine ilgi göstermesi benim çok ağrıma gitti.”
Bunun üzerine Türkan Şoray’dan şöyle bir öneri geldi:
“Gel birlikte izleyelim ve elimizden gelen desteği verelim bu filme.”
Böyle bir teklife “Hayır” demek mümkün mü?
Başım gözüm üstüne.
Bugün saat 15.45 seansında Astoria’da ‘Sultan’la izleyeceğiz ‘Taş Mektep’i.
Organizasyonu yapan yönetmen Altan Dönmez, umarım filmin oyuncularını da bu seansa getirmeyi ihmal etmez.

MEDYADAKİ HABER YALANLAMA HASTALIĞI

Tamamı ya da bir kısmı ‘yalan’ ya da ‘yanlış’ olan haberleri yalanlayanlara diyecek bir lafım yok.
Ancak ‘yüzde 100 doğru’ olduğunu bile bile hakkındaki haberi yalanlayanları ve buna alet olanlara iki çift lafım var.
Çok merak ediyorum yalanladığınız haber değil de, asıl sizin yalanlamanız ‘yalan’ olunca kızarmıyor mu yüzünüz?
Yüzünüz kızarmıyorsa yüzsüz, vicdanınız sızlamıyorsa vicdansız olabilir misiniz?
Erol Köse, Nil Erkoçlar’ın ameliyatla erkek olduğunu Twitter’den duyurduktan sonra Nil Erkoçlar’ın bu haberi yalanladığına dair çıkan haberlerin mürekkebi kurumadan ne oldu?
Nil Erkoçlar yeni adıyla Rüzgar Erkoçlar, nasıl erkek olduğunu anlattı Ayşe Arman’a.
Bu durumda kim oluyor asıl yalancı?
Erol Köse mi yoksa Nil Erkoçlar ve Nil Erkoçlar’ın kullandığı medya mensupları mı?
Uğur Dündar’la konuşup, ‘10. Köy’de buluştular’ başlıklı bir yazı yazdım.
Özetle, ‘Ana medya’nın dışladığı ünlü televizyonculardan bir kısmı, yeni bir proje için biraraya geldi. Kimler mi bunlar? Uğur Dündar, Haluk Şahin, Ayşenur Arslan ve Özlem Gürses. Dündar ve ekibi hazır, ancak taraflar henüz imzayı atmış değil diye yazdığım o yazıyı birçok haber sitesi alıp kullandı.
Yazıda adı geçenlerden sadece Arslan, kendisiyle ilgili bölümün doğru olmadığını açıkladı.
Nedense hem de o yazımı kullanmayan tek siteye.
Oysa yazdıklarımın tümü Dündar’a sorup, teyit ettirdiğim bilgilerdi. Büyük olasılıkla ikimizin de telefonu dinleniyor, günün birinde ortaya çıkar bu ‘tape’ler.
Bu sayede insanlar, ‘sadece gerçekler’i yazanlarla ‘kişisel çıkar’ını her şeyin üzerinde tutanların kimler olduğunu fark eder.
O günü beklemeye de gerek yok. Yakında açılacak o TV kanalı.    O yüzden daha erken ortaya çıkacak gerçekler.

GÜNÜN SÖZÜ
Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur!

İlginizi çekecek diğer haberler