Bu “Ferhangi Şeyler” süper!

MİLLİYET CADDE  –  7 Eylül 2012 Cuma  ALİCE

Ferhan Şensoy’un son kitabı ‘Başkaldıran Kurşunkalem’de, çocukluk ve gençlik günlerinden Kanada ve Fransa’daki öğrencilik yıllarına, tiyatroculuk serüvenine ve aşklarına kadar çok şey var. Özellikle ünlülerle anıları çok eğlenceli.


Ferhan Şensoy

Ferhan Şensoy’un yazdığı kitapların çoğunu okudum, oyunlarının çoğunu izledim. ‘Ferhangi Şeyler’ oyununu yıllar içinde birkaç kez seyrettim.
Çünkü Şensoy’un üslubu tam bana göre.
‘Onu üzmeyeyim, bunu darıltmayayım’ kaygısı yok onda.
Son kitabı ‘Başkaldıran Kurşunkalem’ de öyle.
Samsun Çarşamba’daki çocukluk ve gençlik günlerinden Kanada ve Fransa’daki öğrencilik yıllarına, tiyatroculuk serüvenine ve aşklarına kadar çok şey var 542 sayfalık bu kitapta.
Özellikle de ünlülerle anıları çok eğlenceli.
İşte onların bazıları:

AYŞEN GRUDA BENi FRANSIZ SANINCA

“Yazdığım Devekuşu Kabare Tiyatrosu’nun oyununu izlemek için Ankara’daki sinemanın önünde taksiden inip kulisi buluyorum.
Tanıdığım oyuncularla öpüşüyoruz. Ahmet Gülhan, Zeki Alasya, Oya Alasya, Ali Yalaz ve Kemal Sunal, tanımadıklarımla tanışıyorum. Metin Akpınar, henüz gelmemiş.
‘Tam Fransız olmuşsun. Ferhan’ı, Ayşen’e (Gruda) Fransız yönetmen diye yutturabiliriz’ deyip hınzırca gülüyor Zeki Alasya.
Yazar olarak biliniyorum, ama surat olarak tanınmıyorum.
Ayşen Gruda gelince Zeki Alasya, Fransız yönetmen olduğumu söyledi.
Karşıma sandalye atıp oturan Ayşe, ‘Ay çok yakışıklı vallahi. Yalnızca Fransızca mı biliyor?’ deyince Zeki Alasya, şu karşılığı veriyor ona:
‘Sen alternatif olarak hangi dilleri biliyorsun Ayşe?’
Metin Akpınar gelip, ‘Vay anam hoşgeldin’ diye boynuma sarılınca ne Fransızlığımız kaldı, ne yönetmenliğimiz. Ayşen çok utandı. İsmimi öğrenince daha da utandı.”

PARAYI AYDEMiR VERDi ÜÇ KADIN ÜNSAL’A KALDI

“Papirüs Bar’ın arka ucunda İsmet Ay’la eşcinsel dekoratör bey ağız kavgasındalar.
Dipteki masada Yaşar Kemal anlatıyor, Altan Öymen dinliyor.
Orta masada Aydemir Akbaş, seks filmi arkadaşları Figen Han, Aynur Akarsu ve Arzu Okay’la oturuyor. Şişe viski açtırmış, birbirinden güzel üç kadının ortasına kurulmuş, kendini cennette sanıyor. Ağzı kulaklarında, oldukça iyi kafası, hanımların memelerinin arasına düşmek üzere.
Uzun jön Ünsal Emre, ayakta dikilmiş, elinde içkisi çevreyi tarassut ediyor. Haftaya yeni filme başlayacakmış, avans almış, cukka cepte, bunu kutluyor.
Kominin biri gidip, ‘Telefon var Abi, yenge arıyor’ diyor Aydemir’e.
‘Telefon mu? Yenge mi arıyor? Hastir. Niye burada dediniz?’ diye panikliyor. Aydemir telefona gidince uzun jön Ünsal, fırsattan istifade ederek üç güzel kadının masasına yamanıyor. İsmet Ay, telefon kabininden dönen Aydemir’e takılıyor:
‘Beyhan değil mi? Haydi bakalım eve! Aydemir’in hesabını getirin, gidiyor.’ Aydemir, ‘Şanslısın lan sen. Hayatta hiç karın olmayacak’ diye cevap veriyor İsmet’e.
Aydemir bardan çıkarken kıs kıs gülen İsmet, ‘Viskiyi Aydemir ödedi, karılar Uzun Jön’e kaldı’ diyor yanındakilere.”

MÜJDE?AR’A TECAVÜZ SAHNESi GAZA?GETiRDi

“Beyoğlu’nda barda karşılaştım Temel Gürsu’yla.
Çekeceği filmi için Müjde Ar ve Mahmut Cevher’le anlaşmış, üçüncü önemli rol için oyuncu arıyormuş.
‘Sen oyna bu rolü’ dedi ve başladı senaryoyu anlatmaya.
Başından sonuna o adamın üzerine kuruluymuş film. Mahmut Cevher’in rolü sadece filmin ikinci yarısında varmış. Bir Fransız filmi uyarlamasıymış. Filmde benim oynayacağım rolü Alain Delon oynamış! Alain Delon’u duyunca tamam lan, yakaladım işte başrolü dedim. Meğer Alain Delon’un ilk filmiymiş.
Filmin ilk çekim günü, sabahın 7’si. Set kurulurken çayını içen yönetmen, önümdeki arabayı göstererek çekilecek sahneleri anlatıyor:
‘Bu senin araba. Motor denilince tam gaz kalkacaksın. Öbür arabalar dönemeçte gaz kesecek, sen öne geçeceksin.’
Arabayı kim kullanıyor diye sordum. Temel, ‘Sen’ dedi.
Araba kullanmayı bilmem deyince çay bardağı Temel’in elinden düştü. Uzun bir sessizlik oldu sette.
Temel sigarasını yaktı, dolanmaya başladı.
Sonunda üzerimdeki montu alıp prodüksiyon amiri Hüseyin Zan’a giydirdi ve araba sahnelerinin çoğunu onunla çekti.
Filmde, ‘ırz düşmanı’ olarak tecavüz sahnelerim de var. Tam Müjde Ar’a tecavüz edilecek, Hüseyin Zan sırıtarak yanaştı:
‘Versene montu.’
Al babayı! Sadece araba ehliyetimiz yok! Diğer konularda ehliyetimiz mevcut diye kursağına sokuyorum hevesini.”

GÜNÜN SÖZÜ
Ün, güneş gibi uzaktan ısıtıcı, yaklaştınız mı bir dağ tepesi kadar soğuktur. (Balzac)