BEHZAT Ç. İÇİN TEK YOL FİNAL!

MİLLİYET CADDE  –  8 MART 2013 CUMA  –  ALİCE

Adam Film’in yöneticileri, ‘Behzat Ç.’nin 96’ncı bölümde ‘final’ yapacağını söyledi. Yazın çekecekleri filmle de ‘Behzat Ç.’nin serüveninin biteceğini söyleyen yöneticiler, “RTÜK’ün verdiği onca cezadan sonra, diziyi yayınlayacak başka kanal kalmadığı için mecburen bitiriyoruz” dedi.

‘Behzat Ç.’nin yapım şirketi Adam Film’in yöneticileriyle karşılaştım Antalya’da. Malum ‘Bir Ankara Polisiyesi’dir ‘Behzat Ç.’
O yüzden de Erdal Beşikçioğlu’nun hayat verdiği ‘Behzat Ç.’ ve ekibinin işi hep Ankara’dadır.
“Behzat Ç.’nin ekrana veda etmeden yolu Antalya’ya düşebilir mi?” diye araştırmaya gelmişler ‘Türkiye’nin Başkenti’nden ‘Turizmin  Başkenti’ne.
Adam Film’in yöneticileri, Star TV’de yayınlanan dizinin mayıs ayında ekrana gelecek 96’ncı bölümle ‘final’ yapacağını, yazın çekecekleri filmle de ‘Behzat Ç.’nin serüveninin biteceğini söyledi.
Son günlerde dizinin hayranlarından, “Behzat Ç. dizisi bitmesin, başka kanala geçsin” şeklinde tweet’ler ya da eposta aldığımı ilettim kendilerine.
Verdikleri yanıt aynen  şuydu:
“RTÜK’ün verdiği onca cezadan sonra ‘Behzat Ç.’yi yayınlayacak kanal kalmadığı için mecburen bitiriyoruz diziyi.”
Kemik bir izleyici kitlesi olan ‘Behzat Ç.’nin maalesef önünde ‘çıkmaz sokak’tan başka yol olmaması üzücü.
İçeride bu tür sorunlarla uğraşan dizi sektörünün Allah’tan dış pazarda yüzü gülüyor.
2012 verilerine göre Amerika’dan sonra en çok dizi ihraç eden ülke Türkiye.
Türkiye’nin dizi ihraç ettiği ülke sayısı 76’ya çıktı.
2012’de Türkiye’nin dış pazara dizi satışlardan elde ettiği gelir 100 milyon dolar civarında.
Bu trend böyle giderse 2013’te Türkiye’nin dizi ihracatından yılda 150 milyon dolar kazanması söz konusu.

‘TAŞ MEKTEP’ FiLMi GEÇTi YA ‘LINCOLN’Ü!

Alice’yi takip edenler bilir Türkan Şoray’ın ‘Taş Mektep’ filminin gişesine katkı sağlamak için gösterdiği çaba ve verdiği desteği.
Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Ustalara Saygı’ kapsamında özel bir gece düzenlediği Türk sinemasının Sultanı’nı anlatmak için gittiğimiz Sakarya’da söz vermişti Türkan Şoray, ‘Taş Mektep’ filmine destek çıkmaya.
Çünkü ‘Sultan’ı anlatan konuşmacılardan biri olan yönetmen Altan Dönmez, “Filminin gişesi nasıl?” diye soran sanatçıya, şu yanıtı vermişti:
“Kurtuluş Savaşı’na destek vermek için gittikleri cephede ölen 63 lise öğrencisinin dramını anlattığımız filmin ABD Başkanı Lincoln’ün hayatını anlatan filmden az seyredilmiş olması ağrıma gitti. Kendi tarihine bu kadar mı kayıtsız kalır bir millet?”
İstanbul’a dönüşte Türkan Şoray filmi, Astoria’da oyuncularıyla izlemiş ve sinemaseverleri de ‘Taş Mektep’i seyretmeye davet etmişti.
Boxoffice.com’un son verilerine baktım ‘Taş Mektep’, kendisiyle aynı gün vizyona giren ‘Lincoln’i nihayet geçti.
İlk üç günde 36.804 kişinin izlediği ‘Lincoln’ün gişesi 44.902’ye çıktı, aynı sürede ‘Taş Mektep’in seyirci sayısı 64.790’a ulaştı.
Yüksek bir gişe mi bu?
1.5 milyon dolara malolan film için düşük bir gişe.
Ama olsun, ‘Taş Mektep’ filminin ilk üç günde 3 bin fark yediği ‘Lincoln’e 23 bin fark atmış olması, sevindirici bir gelişme.

UYANIK MÜZiSYENiN BAHŞiŞ DELiKLi UDU!

Salı’dan bu yana Antalya’dayım. Konyaaltı’nda konakladığım otelin etrafında akşam yürüyüşü yaparken mahalle arasındaki ocakbaşının doluluğu dikkatimi çekti. Birlikte yürüyüşe çıktığım arkadaşım, “Güzel bir yere benziyor, bir akşam da biz buraya takılalım” deyince öyle yaptık.
İçeri girdik, boş bir masaya oturduk.
Mekânın iki ortağından biri olan Enver Öztürk, garsonun önümüze getirdiği mezeleri öyle bir methetti ki, birçoğunu sipariş ettik.
Mezeler, methettiği kadar lezzetli çıktı.
Çok geçmeden elinde uduyla bir müzisyen belirdi ve başladı masa masa dolaşmaya.
Derken bizim masamıza da teşrif etti.
Önce kendi zevkine göre bir parça çalıp, söyledi.
Ardından parça isteyip istemediğimizi sordu.
En sevdiğim şarkılardan biri olan ‘Şu Dağlarda Kar    Olsaydım’ı istedim.
Bu tür yerlerde ‘istek şarkı’ bahşişe tabi.
O şarkımızı söyledi, biz bahşişini verdik, gitti.
Akşehirli müzisyen Ali Can, yan masada istek şarkısını söylerken baktım müşteri, elindeki parayı rulo yapıp udun ‘bahşiş deliği’nden içeri attı.
Malum udlar ‘gözlük’ adı verilen ikisi küçük, biri büyük olmak üzere üç delikli.
Meğer bizim işini bilen udi, deliklerden birinin süsünü atıp, bahşiş deliğine dönüştürmüş.
Herkes bizim gibi ‘meyhane acemisi’ değil, biliyorlar bahşişi ‘kumbara’ya dönüşen udun neresinden atacağını.

GÜNÜN SÖZÜ
Kabiliyetsiz olmak bir kusur değil, ama karaktersiz olmak çok büyük bir kusurdur. (Hz. Mevlana)