ATV’NİN “KERTENKELE”Sİ VE BİR TÜRKİYE KLASİĞİ

MİLLİYET – 7 KASIM 2014 CUMA  –  ALİCE

ATV’nin “Kertenkele” dizisindeki “sahtekâr imam” tiplemesi üstüne başlayan tartışmalar ve getirilen yasak düşündürücü.
Bir kere oluşan “algı”yla “gerçek” arasında ciddi fark var.
Yine bilgi sahibi olmadan fikir beyan ediyor insanlar.
Diziyi izlemeden, hikâyede anlatılanın aslında ne olduğunu, nereye evrileceğini bilmeden, “Oluşan algıya duyarsız kalamazdık” ne demek?
Diyanet’in içeriğini beğenmediği “Kertenkele” nedeniyle ATV’nin dizilerine camilerde çekim yasağı getirmesi akıl alır gibi değil.
Ne zaman vazgeçeceğiz dizilerin “sanal kahramanları”nı “gerçek” sanıp, onlarla savaşmaktan?
CHP’nin müftü kökenli milletvekili İhsan Özkes’in TBMM’de düzenlediği basın toplantısında “Kertenkele” dizisini kaldırması için RTÜK’ü göreve çağırmasına ne demeli peki?
Özkes, “Muhteşem Yüzyıl”ın kaldırılmasını istediği günlerde Genel Başkanı’nın yaptığı açıklamayı unutmuş olabilir, ama benim dün gibi aklımda.
Ocak 2011’de o zamanlar NTV’de program yapan Banu GüvenKemal Kılıçdaroğlu’na, “Bu dizietrafında dönen tartışmaları siz nasıl değerlendiri- yorsunuz?” diye sorduğunda bakın ne demişti CHP Genel Başkanı:
“Bu bir dizi. Bu bir belgesel değil. Ne var bu dizide? Sayın Bülent Arınç bu dizinin kaldırılmasını istedi. Bir siyasetçi bir diziyle niye uğraşır? Eleştiri dediğimiz bir olayı, hoşgörü dediğimiz bir olayı siyasete eğer sağlıklı bir şekilde kazandırmazsak bu tür ucubeler çıkar ortaya. Bunlar demokrasilerde olmaz.”

İNSAN İSTİFİ KÜLTÜRÜ NASIL ESİR ALDI BİZİ?

Evden işe giderken genellikle aynı yolu seçerim. Evden Uzunçayır’a yağmur varsa taksiyle, değilse minibüsle, oradan Mecidiyeköy’e de metrobüsle giderim.
Son bindiğim Ataşehir – Üsküdar minibüsünde tanık olduğum bir tartışma ölümlerle sonuçlanan kazalardaki(!) “insan istifi” kültürünün hepimizi nasıl esir aldığının kanıtı gibiydi.
12 kişinin oturduğu minibüste bir o kadar da yolcu ataktaydı. Şoför yeni yolcular almak için durup, kapıyı açınca bir müşteri isyan etti:
“Ne yeni yolcusu? Biz zaten üst üsteyiz. Devam et, onlar da arkadan gelene binsin. Nedir bu para hırsı?” Şoförle yolcular arasında tartışma uzayınca biri meydan okudu minibüsçüye:
“Mademki, ‘Ayakta yolcu almak suç değil’ diyorsun, yolda trafik polisine rastladığımızda da bakalım aynı şeyi söyleyebilecek misin?
Şoför, “Metrobüste de insanlar üst üste. Onlara itiraz ve ceza yok, gücünüz minibüsçüye… Kimseyi silah zoruyla bindirmiyoruz ekmek teknemize” dedi.
Eğri oturup doğruyu konuşmak gerekirse minibüs şoförü haklı.
Kimse silah zoruyla bindirmiyor bizi “insan istifi” yapan toplu taşıtlara.
Ama gel gör ki hayat mecbur kılıyor bizi buna.
Gideceği yere bir an önce ulaşmak için ayakta gitmeye razı olanların veya daha medeni bir ülkede “insanca” yaşamak uğruna  üstüne para verip “ölüm yolculuğu”na çıkanların elbette ki kendilerince haklı gerekçeleri var. Birilerinin ekmeğine yağ süren bir tablodur bu… Gözünü para hırsı bürüyenler de “altın tepside” sunulmuş bu fırsatı kaçırmıyor. İnsanların zaaflarını ve umutlarını acilen nakde çevirirken sadece paralarını değil, canlarını da alıyorlar.

GÜNÜN SÖZÜ
“Sana ışık tutanlara sırtını dönersen, göreceğin tek şey, kendi karanlığındır.” (Descartes)

İlginizi çekecek diğer haberler