“Altın Koza” jürisine “gerzek” dedi

MİLLİYET CADDE  –  25 Eylül 2012 Salı  ALİCE

Zeki Demirkubuz’un 19. Altın Koza’da ‘Yeraltı’ filmi sadece bir dalda ödüle layık görüldü. ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü alan filmin yönetmeni, attığı tweet’te, jüriye ‘gerzek’ dedi ve bir daha Türk festivallerine katılmama kararını açıkladı.

“Bu filmleri kendileri jürilik yapsın diye çektiğimi zanneden gerzeklerden çok sıkıldım artık. Bundan sonra Türk festivallerinde yarışmak yok.”
Bu tweet’i yazan Zeki Demirkubuz, Twitter’da takip ettiğim insanlardan biri değil.
Takip ettiğim Ahmet Altan, RT yaptı da öyle haberim oldu.
Zeki Demirkubuz’un gerçek olup olmadığını kontrol edeyim istedim.
Çünkü fake hesaplar yüzünden her an ofsayta düşmek mümkün sanal dünyada. 84 bine yakın takipçisine karşın kendi takip ettiği insan sayısı “0” (yazıyla sıfır) olan birinin gerçek Zeki Demirkubuz olma ihtimali çok yüksekti.

Peki jüride kimler vardı?
Profilinde verdiği linki tıklayınca, Zeki Demirkubuz’un resmi web sitesi çıktı karşıma.
O saatten sonra emin oldum artık, bu hesabın ünlü yönetmene ait olduğuna.
Şimdiye kadar toplam 66 tweet yazmışlığı olan Demirkubuz’un, son tweet’inde bu yıl Altın Koza’nın jürisi için yaptığı ‘gerzek’ benzetmesi ve bundan böyle Türk festivallerine katılmama kararı, eminim haftaya damgasını vuracak ve bir hayli tartışılacaktır.
Peki Demirkubuz’un suçladığı jüride kimler vardı?
Başkanlığını ünlü yönetmen Ferzan Öztepek’in yaptığı ‘19. Altın Koza’nın jüri üyeleriyse şunlardı:
Yapımcı Zeynep Özbatur Atakan, oyuncu Nurgül Yeşilçay, müzik yapımcısı Hasan Saltık, akademisyen Hülya Uğur Tanrıöver, görüntü yönetmeni Eyüp Boz ve oyuncu Nejat İşler.
14 filmin katıldığı yarışmada jüri, Demirkubuz’un filmi ‘Yeraltı’nı sadece bir dalda ödüle layık gördü. O da ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülüydü. Üstelik ‘Yeraltı’nın başrol oyuncusu Engin Günaydın bu ödülü ‘Lal Gece’nin başrol oyuncusu İlyas Salman’la paylaştı.

BiLA’NIN SENARYOSU VE ERDOĞAN’IN FiLMi

2011’in Ekim ayında aramızdan ayrılan rahmetli Hikmet Abi’nin (Bila), 2007 yılında yazdığı ‘Kömür Kara’ adlı senaryosunun kitabı bu ay çıktı Morpa Kültür Yayınları’ndan.
Milliyet’in Ankara Temsilcisi Fikret Bila’nın ‘Hikmet Abimin hatırasına’ diye 8 Eylül’de imzalayıp gönderdiği kitabı üç günde okudum.
Bu yazı için de bir o kadar düşündüm.
Aklımdan geçenler iyice demlensin istedim.
Çünkü Fikret Abi’nin doğup  büyüdüğü Zonguldak’ta edebiyat öğretmenliği yapan Behçet Necatigil’in şiir sevdalısı üç öğrencisiyle, aynı yaşlardaki bir başka gencin yaşadıkları dramlar var ‘Kömür Kara’da.
Yılmaz Erdoğan’ın çektiği son film olan ‘Kelebeğin Rüyası’nda Zonguldak’lı bu üç genç şair var.
İşte bu yüzden bu kitap çıkmadan bir tartışma başladı.
Bunun bir ‘esinlenme’ olabileceğini iddia edenler de oldu, ‘tamamen tesadüf’ olduğu tezini savunanlar da.

‘Senaryo’ tamam, sıra filmde

Hikmet Abi’nin ‘Kömür Kara’sını okudum.
Onun yazdığı senaryo hakkında bilgim var, ama Yılmaz Erdoğan’ın ‘Kelebeğin Rüyası’ hakkında medyada çıkan haberler dışında bir bilgim yok.
Çünkü Erdoğan’ın senaryosunu okumadım, henüz vizyona girmediği için de filmi seyretmedim.
‘Kelebeğin Rüyası’nı izledikten sonra ‘Kömür Kara’yla aralarındaki benzerlikler ve farklılıklar hakkında fikir beyan edebilirim.
O yüzden şimdilik beklemedeyim.
Ama Hikmet Bila’nın ‘Kömür Kara’ senaryosu hakkında çok şey söyleyebilirim.
Hiçbir senaryo, gerçekten daha ilginç değildir.
Hikmet Bila, doğup büyüdüğü şehirde efsane olmuş dramları ‘senaryo’laştırınca, insanı derinden sarsan bir tablo çıktı ortaya.

Bila, gerçeği senaryolaştırdı

İkinci Dünya Savaşı’nın son yılları.
Zonguldaklı dört gençtir Hikmet Bila’nın yazdığı öykünün kahramanları.
Yaşları küçük, ama hayalleri büyüktür onların.
Edebiyat öğretmenleri Behçet Necatigil ve Salah Bilsel, Orhan Veli ile Necati Cumalı gibi ünlü edebiyatçı olmaktır Kerem, Cemil ve Engin’in hayali.
Madenci çocuğu Ali’nin tek hayaliyse okumak.
Ama gel gör ki, başka türlü yazılmıştır sonları.
16 yaşındaki Ali, sular altında kalan madende verir son nefesini.
Kömür işçisi babası, günlerce birlikte girdikleri ocaktan kucağında çıkarır oğlunun cansız bedenini.
Genç yaşta veremden ölen Zonguldaklı şairler Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu’nun yaşam öykülerini simgeleyen gençlerden ‘Cemil’ de aynı gün ölür.
Tıpkı ünlü bir edebiyatçı olabilmek için kapağı atmak istedikleri İstanbul’a tedaviye giden arkadaşları ‘Kerem’le ‘Engin’ gibi ‘verem’dir ‘Cemil’in ölüm nedeni.
Şair ‘Cemil’le madenci ‘Ali’nin aynı camide kılınır cenaze namazları.

GÜNÜN SÖZÜ
Kızgınlığın sonuçları, sebeplerinden daha üzücüdür. (Marcus Aurellus)