Açık giyinenler cezalandırılsın!

MİLLİYET CADDE  –  1 Ağustos 2012 Salı  ALİCE

Yanlış okumadınız; tırnak içinde kullandığım bu başlık altında başladı kampanya…
Aslında ‘özgürlük alanı’ olarak yaratılan bir mecranın kötü kullanıldığında işin nereye vardığını gösteren bir tablo bu…

‘Biri gırgır olsun, eğlenelim’ diye de başlatmış olabilir bu kampanyayı ya da ciddi ciddi böyle düşünen biri. Sonuçta böyle bir konu bile Türkiye’deki Twitter kullanıcıları arasında bir numara olabiliyorsa biraz düşünmek lazım o noktada. Yarın bunun kişiselleştirilip linç kampanyalarına dönüşmeyeceği ne malum. “Canım Twitter böyle bir mecra… İnsanlar eğleniyor orada” diyenler olabilir.

Doğrudur…

Böyle insanlar da var, insanlarla dalga geçmeyi, aşağılamayı maharet sayan ‘yumurta kafa’lar da var Twitter’de…

Kendi kimliğini gizleyip, karşı tarafın ismini yazarak küfür edenler de…

Pazartesi günü baktım Ayşe Özyılmazel TT listesinde.

Ne yaptı da TT listesine girdi diye merak edip, yazılanlara baktım, fecaat…

Yemişim böyle TT’yi…

Yazdıkları tweetlerle resmen yerin dibine soktular Ayşe Özyılmazel’i…

‘Açık Giyinenler Cezalandırılsın’ kampanyasını başlatanın ve ona destek verenlerin kimler olduğunu bilmiyorum.

Ama şunu biliyorum.

‘Açık Giyinenler Cezalandırılsın’ gece saat 04.32’de beş numaradan girdi Türkiye TT listesine. Öğle saatlerindeyse listenin bir numarasıydı. Facebook ve Twitter gibi sosyal medyayı yoğun olarak kullananlar için “Onların yüzde 40’ı depresyonda” diyen psikolog da vardı geçenlerde, “Sosyal medyayla yatıp kalkanların dörtte biri problemli” diyen de…

Bu kampanyaya destek verenlerin ne kadarı giriyor acaba psikologların dikkat çektiği grupların içine?

DOKTOR HASTA İLİŞKİSİ ÜZERİNE

Yıllardır Kadiköy’deki Acıbadem Hastanesi’ne giderim… Çünkü şeker ve tansiyon doktorum Prof. Dr. Koptagel İlgün orada… Son zamanlarda kullandığım ilaçlara ve ‘üç beyaz’dan (şeker, tuz, un) uzak durmama rağmen şekerimin bazen yüksek seyretmesi nedeniyle bir de endokrinoloji uzmanına görüneyim istedim.

Pazartesi telefon açtım Acıbadem’e.

İki endokrin uzmanı olduğunu söyleyince görevli, sabah en erken hangisi boşsa ona randevu istedim.

“Doç. Dr. Serpil Salman 11.00’e kadar müsait” deyince görevli, tahliller nedeniyle aç karnına kan vereceğim için 08.00 iyi dedim.

07.50’de hastanedeydim.

08.03 gibi doktor geldi, 08.05’te de aldılar beni odasına. “Günaydın, neyiniz var?” diye sorunca, şeker hastası ve Koptagel İlgün’ün hastası olduğumu, kullandığım ilaçlara rağmen şekerin bazen yüksek seyretmesi üzerine bir de endokrin uzmanına görünmeye karar verdiğimi anlattım.

“Yok” dediği liste karşımda

Hangi ilaçları kullandığımı sorunca, baktığı bilgisayar ekranını kastedip, “Yazmıyor mu orada” dedim, yanıtı şu oldu: “Hayır, en son şu tarihte gelmişsiniz, ama Koptagel Hoca yazmamış hangi ilaçları verdiğini.” “Hadi şeker ve tansiyon ilaçlarıma dair hiç not yok hastane kaydımda, bende alerjiye neden olan ilaçlara dair uyarı bilgileri de mi yok” dedim.

“Adınız Ali Eyüboğlu, doğum tarihiniz şu değil mi?” deyip, öfkeyle bilgisayarın ekranını bana doğru çevirdi.

Bir baktım kullandığım ilaçların hepsi bilgisayar ekranında…

“İşte Koptagel Hoca’nın bana verdiği ilaçlar burada” deyince, daha da kızdı: “Bakmak zorunda değilim oraya. Ne bileyim ben hâlâ o ilaçları kullanıp kullanmadığınızı?” Baktım iş gittikçe tatsızlaşacak, “Kusura bakmayın yanlış doktora geldim galiba” deyip çıktım odadan.

Acıbadem’den özür telefonu

Ne bileyim 11.00’e kadar randevusu olmayan doktordan 08.00’e randevu alıp, sabahın köründe onu hastaneye getirdiğim için bana gıcık kaptığını…

Bankodan sigorta kartımı aldım, gidiyordum, baktım arkamdan bağırıyor görevlilere.

Geri dönüp, “Siz nasıl hipokrat yemini etmiş bir doktorsunuz ki hastanızın arkasından konuşabiliyorsunuz” diye tepki gösterince, “İsterseniz gidin şikayet edin beni başhekime” dedi.

Önce dediğini yaptım. Başhekimi bulamadım, ama yardımcısı Dr. Şirin Parkan’a durumu anlattım. Sonra “İstan-bul’da başka doktor, başka hastane mi yok” deyip Acıbadem’i arkamda bıraktım.

Öğlene doğru Acıbadem’in Halkla İlişkiler Koordinasyon Müdürü Ebru Yıldıran, arayıp üzüntülerini ilettiğinde ben çoktan kendime yeni bir ‘şeker doktoru’ bulmuştum bile…

GÜNÜN SÖZÜ

İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek beni şaşırtmıyor; fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum. (Goethe)