20 gazetenin korsan savaşı

MİLLİYET CADDE  –  2 Eylül 2012 Salı  ALİCE

Gazetelerin yaptıkları haberleri, köşe yazılarını olduğu gibi kullanan mecralara karşı nihayet mücadele başladı. “Gazetelerin içeriği sadece gazetelerindir” başlıklı kampanyaya aralarında Milliyet’in de olduğu 20 büyük gazete imza attı. 1 Ekim’den itibaren hiçbir televizyon kanalı, internet sitesi ve haber portalı, hiçbir unsuru kaynak göstererek dahi kullanamayacak.

Alice’yi takip edenler bilir, yıllardır yazıyorum korsanın her türlüsüne karşı olduğumu. Son yıllarda üzerinde ısrarla durduğum konulardan biri de, medyadaki emek hırsızlığıydı.
Gazeteler 24 saatte bir çıkan yayınlar.
Ama gelişen teknoloji ve büyüyen sosyal medya sayesinde insanların habere ulaşma süresi kısaldı.
Birkaç sene öncesine kadar bu süre, televizyon kanallarının olay mahalline ulaşması ya da olay hakkında bilgi alma hızına kadar inmişti.
İnternet siteleri sayesinde bu süre daha da kısaldı.
Bilgiye ulaşır ulaşmaz, onun habere dönüştürülmesi, sayfaya yerleştirilmesi derken 5-10 dakikalık bir zaman dilimine inmişti bu.
Facebook, Twitter gibi sosyal mecralar sayesinde bu süre de azaldı.
Her şey şipşak.
Artık anında tüketiliyor haber.
Hal böyleyken okurlarına bir gün öncenin haberlerini ve onlara dair yorumlarını sunan gazetelerin işi zorlaşıyor, pazar payı küçülüyor.
Bu koşullarda ayakta kalma savaşı veren gazeteler için en büyük tehdit neydi?
Gazetelerin yaptığı haberlerin ve köşe yazarlarının başkaları tarafından bedava kullanılması.
Gazetelerin yaptıkları haberleri, köşe yazılarını olduğu gibi kullanan bu mecralara karşı nihayet mücadele başladı.
“Gazetelerin içeriği sadece gazetelerindir” başlıklı kampanyaya aralarında Milliyet’in de olduğu 20 büyük gazete imza attı.
Buna göre 1 Ekim 2012 tarihinden itibaren hiçbir televizyon kanalı, internet sitesi ve haber portalı Akşam, Bugün, Cumhuriyet. Fanatik, FotoMaç, Güneş, Habertürk, Hürriyet, Hürriyet Dally News, Milliyet, Posta, Radikal, Sabah, Star, Takvim, Todays Zaman, Türkiye, Vatan, Yeni Şafak ve Zaman’daki haber, yorum, köşe yazısı, yazı dizisi, fotoğraf, karikatür gibi hiçbir unsuru kaynak göstererek dahi kullanamayacak.
Kullananlar hakkında hukuki işlem başlatılacak.
Yıllarca bu konuya dikkat çekmiş biri olarak sonunda ‘Korsan gazeteciliğe son’ kampanyasını sonuna kadar destekliyor ve başarılı olmasını umuyorum.

KAMPANYA, iNTERNETE YATIRIM YAPAN SiTELERE DE YARAYACAK

20 gazetenin başlattığı ‘Korsan gazeteciliğe hayır’ kampanyasının başarılı olması demek, birçok internet sitesinin sonu demek.
Gazeteleri tarayıp, tıklanacak haber ve yazıları kopyalayıp, yapıştırmaktan başka hiçbir emek sarfetmeyen, alan adı ve hosting bedeli ve üçbeş kuruşa çalıştırılan editör dışında hiçbir maddi yatırımı olmayan dolayısıyla iş istihdamı yaratmayan sitelerin sahipleri de biliyordu, günün birinde kendilerini bekleyen akıbeti.
‘Emek hırsızlığı’yla buraya kadar.
Şimdiye kadar bu yolla kazandıkları yeter onlara.
Şirket kurup, ofis tutan, haber ajanslarıyla anlaşma yapan, kendi kadrosunu oluşturup kendi yağıyla kavrulan internet sitelerinin de yararına bu kampanya.
Haksız rekabet bitecek, adeta hiç para harcamadan, emek hırsızlığıyla bu işi yapanlar azaldıkça, bu iş için emek ve para harcayan internet sitelerinin önü açılacak.

URFA’DA OFFSHORE ADANA’DA MARiNA

Gaziantep’e giderken Atatürk Havaalanı’ndaki kafelerden birinde karşılaştım Muazzez Ersoy, menajeri Fazıl Kocaoğlu ve basın danışmanı Sertip Gücün’le.
Konser için Adana’ya gidiyorlardı.
Benim Gaziantep’e gidip, cumartesi akşamı İstanbul’a döneceğimi öğrenince, ısrar ettiler, “İki saatlik yol var Gaziantep’le Adana arasında. Antep’ten İstanbul’a dönme. Adana’ya gel, konser sonrası beraber döneriz İstanbul’a” diye.
Tamam dedim.
Cumartesi günü Gaziantep’teki işim bitince atladım gittim Adana’ya.
Seyhan Oteli’nde buluştuğumuz Ersoy ve ekibiyle, konser alanına geçtik.
Baraj kenarında yazlık ve kışlık alanı olan Marina adlı bir restoranttı konser yeri. Yer güzel.
Çimlerin üzerindeki beyaz örtülü masalarla tam bir yazlık gazino     ortamı. Adanalılar da formundaydı, Ersoy da.
O söyledi, Adana’lılar oynadı.
Kadınların, abiye kıyafetlerini tamamlayan o sivri topuklu ayakkabılarıyla çimlerin üzerinde dans edişlerine, halay çekişlerine hayran kaldım vallahi.
Onları izlerken bir kez daha anladım çok yaratıcı bir millet olduğumuzu.
Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz, ama offshore’u gidip Birecik Barajı’nda yapıyoruz, baraj gölü kenarına Marina adlı restorant açıyoruz.

GÜNÜN SÖZÜ
Uzun yolculuklar, tek bir adımla başlar. (Çin Atasözü)