ADNAN OKTAR KİMLERİ FİŞLEDİ?

17 HAZİRAN 2019 PAZARTESİ  –  MİLLİYET  –  ALİCE

Cep telefonum çaldı, baktım 0 212’li bir numara… Sabit hatları genelde bir şeyler pazarlamak isteyenler aradığından açıp açmama konusunda tereddüt ettim. Israrla çalınca açtım, arayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü polisi çıktı ve şöyle dedi:

“Adnan Oktar Suç Örgütü’ne yönelik operasyonu yapan ekiptenim. Örgütten ele geçirdiğimiz flaş belleklerde birçok insanın fişlendiğini saptadık, onlardan biri de sizsiniz. O nedenle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Aklama Suçları Birim Amirliği’ne gelip, ‘müşteki’ olarak ifade vermeniz lazım.”

Sosyal medyadan, sahibi olduğu A9’un canlı yayınlarında günlerce hakkımda iftira, karalama ve hakaret dolu yayınlar yapan Adnan Oktar Suç Örgütü’nün beni fişlemesine şaşırdım mı?

Hayır…

Çünkü bu, Adnan Oktar Suç Örgütü’nün yıllarca uyguladığı ve çoğu kez başarılı olduğu bir yöntem.

İnternet, sosyal medya ve sahibi oldukları A9 kanalından şahsıma yönelttikleri iftira, aşağılama ve hakaret dolu yayınlarla beni sustura-mayınca, işi bir adım daha ileri götürüp, 8 GB’lık flaş bellekle fişlediler beni.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube polisleri 11 Temmuz 2018’de yaptıkları operasyonla Adnan Oktar Suç Örgütü’nü çökertince, ellerinde patladı fişleri…

Sadece beni mi fişlediler?

Hayır…

İddianame hazırlandığında ne kadar insanı fişledikleri de çıkacak ortaya…

İki cep telefonumu aylarca usulsüz dinleyen FETÖ’cü polisler gibi Adnan Oktar Suç Örgütü’nden de davacı oldum.

Milliyet’te her gün çıplak, dekolte kadınlar ve homoseksüellerin fotoğraflarını yayınladığım gibi bir sürü yalan ve saptırmanın yanı sıra Aleyna Tilki’ye destek vermemi, Che Guevara’nın sözlerini paylaşmamı, Londra’ya gitmemi kusurmuşçasına not etmeleri gibi A9’daki yayınlarına benzer bir yığın karalama ve iftira da var yaptıkları fişlemede.

DİZİLERİN ŞİDDET KARNESİ! 

CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer, rastgele seçtiği sekiz diziyi izleyerek “Dizilerin Şiddet Karnesi”ni çıkardı. İşin siyasi yanı değil, kadına şiddet ve diziler ilgi alanım, o yüzden merakla okudum raporu. Mesleği eczacılık olan, ama kadın ve çocuk hakları konusunda çalışmaları bulunan Taşçıer’in tespitleri şöyle:

“Her dizide ortalama üç kez kadına şiddet var. Şiddete duyarsız bir nesil yetiştiriyoruz.

Biz toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda 149 ülke arasında sondan 19. sıradayız. Bu anlamda en büyük görev RTÜK’e düşüyor. Bunların nasıl olumsuz etkiler yaratacağını araştıran bir sosyal psikolog olmasını istiyoruz.

Şiddet o kadar sıradanlaştı ki bunların sebep olacağı tüm faktörlerde bize düşen hangi kurum ve kuruluş şiddeti teşvik edici söylemde bulunuyorsa bununla mücadele etmemiz gerekir. Televizyon bu sebeplerden biri.”

TV yayınlarının izleyici üzerindeki etkileri akademisyenlerin araştırması gereken önemli bir konu.

Her ilimizde bir veya birkaç üniversite var, ama bu konularda yeterince akademik çalışma yapan yok. Keşke akademisyenlerimiz bu konularda sıkça çalışma yapsa, bilimin yerini söylentiler almasa…

GÜNÜN SÖZÜ

“Her sabah kalktığım zaman kendime şöyle söz veririm. Vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım.” (Gandhi)