KAZ DAĞI’NIN OKSİJENİ ŞEHİR EFSANESİ ÇIKTI

MİLLİYET CADDE – 21 HAZİRAN 2015 PAZAR  –  ALİCE

unnamed-4Türkiye’de tatil için en çok gittiğim yer Altınoluk’tur. Bir sebebi vardı bunun. Dünyada Alpler’den sonra havadaki oksijen oranı en yüksek yerin Kaz Dağları olması… Yıllarca sırf bu yüzden her yaz Edremit Körfezi’nde soluğu aldık… O yüzden Edremit’ten Küçükkuyu’ya kadar avucumun içi gibi bilirim o bölgeyi. Hayatımın ilk ve son ticari girişimini yaptığım ve 2005’in parasıyla 11 bin TL zararla paçayı kurtardığım coğrafyadır  Edremit Körfezi…
Tavsiye üzerine 20 dönüm tarlayı kiralayıp, organik sebze işine girmiştim. Domatesler, biberler, fasulyeler olmaya başlayınca, işçi tutup onları toplatmanın maliyetinin astarı yüzünden pahalıya mal olduğunu anlayınca ‘Sebil’ tabelası astırmıştım tarlaya. Ödediğim kiralama, fide, doğal gübre ve işçilik paralarının üzerine bir bardak soğuk su içerek kapatmıştım o defteri. O tarihten bu yana da bir daha tatile bile gitmedim Edremit Körfezi’ne…
Bilimsel araştırma yapılmamış
HASAN BASRİ KOÇ

HASAN BASRİ AVCI

2013’te kendi mağazalarını açarak Türkiye pazarına giren Danimarkalı ünlü ayakkabı firması Ecco’nun Kaz Dağları’ndaki üç günlük ‘Outdoor’ daveti gelince, biraz yürüyüş, biraz da oksijen depolamak için atladık AnadoluJet’e, doğru Edremit’e…

Rahmetli Tuncel Kurtiz’in Güre’deki butik oteli Zeytinbağı’nda bir gece konakladıktan sonra üzerimizde şort, tişört, altımızda spor ayakkabılar, yanımızda ‘Alan Klavuzu’yla attık kendimizi Kaz Dağı’nın yollarına…
İş hayatının 7.5 yılını Kaz Dağı Milli Parkı yöneticisi olarak geçiren emekli orman mühendisi Hasan Basri Avcı’nın şu sözleri şoke etti bizi:
“İsviçre’nin Alpleri’nden sonra dünyada oksijen oranı en yüksek ikinci yer Kaz Dağı’dır derler, ama inanmayın. Tamamen bir şehir efsanesidir o… Resmi hiçbir kayıtta böyle bir bilgi  yoktur. Onca yıl görev yaptım, bu süre içinde hiçbir bilimsel  çalışma olmadı burada. Sürekli  estiği için nem yok.”
Yıllardır övündüğümüz bir ‘şehir efsanesi’ bitti diye geri dönecek halimiz yoktu, mecburen uyduk önceden hazırlanan programa…
EBRU KESER’İN OĞLU ORTAOKULU BİTİRDİ
Kaz Dağı Milli Parkı’ndaki ilk  molamızda çektiğimiz fotoğrafları paylaşmaya başladık sosyal medyada. Hasan Boğuldu’dan çekip Instagram’da paylaştığım fotoğrafa ilk yorum ünlü sunucu Ebru Keser’den gelince şaşırdım.
Bu fikrimi  dillendirince  Ecco’nun Türkiye Müdürü Deniz Erda, “Ebru benim eşim” deyince şaşkınlığım daha da arttı. Erda, bu gezi nedeniyle katılamadığı 14 yaşındaki oğulları Batu’nun mezuniyet balosuna annesinin yalnız gittiğini söyledi. Erda, cep telefonundan ENKA Ortaokulu’nu bitiren oğluyla eşinin balodan çekilen fotoğrafını gösterince mahcubiyetim daha da arttı. Çünkü Ebru Keser’in evlendiğini, restoran işine girdiğini, ara sıra sunuculuk yaptığını biliyordum,  ama ne eşinin  kim olduğu hakkında bilgim vardı ne de o yaşta oğlu olduğundan  haberdardım.
DEMET EVGAR’IN ÇEVRE ANLAYIŞI
Kaz Dağı Milli Parkı’nı dolaşırken sadece doğaya dair bilgiler almadık ‘Alan kılavuzu’muz Avcı’dan.
Resmi kayıtlara göre 800, gayri resmi bilgilere göreyse bin civarında bitkinin florasını belirlediği Kaz Dağları’na özgü 31 endemik bitkinin olduğunu da, Avcı’nın bizden önce aynı turu oyuncular Demet Evgar, Selen Öztürk ve Ayşe Melike Çerci’ye  yaptırdığını da…
Bizim giriş yaptığımız gün iki gece konakladıkları Tuncel Kurtiz’in Zeytinbağı Otel’inden ayrılan üç oyuncunun Kaz Dağı Milli Parkı’ndaki turlarında, taşlarla kaplı stabilize yolları görünce, “Bu yolları asfaltlasalar da daha çok insan otomobiliyle gelip görse” diyerek ilginç bir çevreci bakışa sahip olduklarını da öğrendik.
Milli Park’ın en tepe noktasına çıkmak için yola koyulan üç oyuncunun, yüzlerini güneş yakmasın diye şapkalar ve şallarla kapattığını, Avcı’nın onlara, “Burası Milli Park. Burayı insan tahribatından ne kadar korursak, o kadar iyi” diyerek ikna etmeye çalıştığı bilgilerine de ulaştık yürüyüş boyunca…
KARADAĞLI, ABD’DEKİ MOTOR FESTİVALİ’NDE
unnamed-6Gece 03.26’da tren raylarına uzanmış bir fotoğraf eşliğinde şöyle bir mesaj geldi WhatsApp’ıma:
“Demirden korksak, trene binmezdik. USA, New Hemshire… 2015 Laconia Motosiklet Festivali’nden sevgiler.”
Ekim 2014’de arkadaşlarıyla gittiği İznik’ten dönüşte geçirdiği motor kazası sonunda iki elini kıran Tamer Karadağlı’dandı bu mesaj.
Geçirdiği kazanın ardından gazetecilerin, “İyileştikten sonra bir daha biner misiniz motora?” sorusuna da bana attığı mesajdaki yanıtı veren Karadağlı’yı arayıp, bilgi aldım katıldığı festival hakkında.
Bu yıl 92’ncisi yapılan Laconia’nın motorcular ve bilhassa Harley’cilerin iştirak ettiği dünyanın üçüncü motor festivali olduğunu vurgulayan Karadağlı, şunları söyledi:
“TED Ankara Koleji’nden arkadaşım Mehmet Mat’la geldik festivale. 250 bin civarında motorcunun katıldığı bir festival bu. Günde 300 – 350 kilometre yol yapıyoruz. Bu festivalden sonra Arizona’ya geçip Zeyno ve Arzu’yla (Balkan) buluşacağım. Çünkü Zeyno’nun yaz okulu Arizona’da.”

İlginizi çekecek diğer haberler