TÜRKİYE’NİN İHTİYACI BU!

MİLLİYET – 13 AĞUSTOS 2014 ÇARŞAMBA – ALİCE

Türkiye’de halkın ilk kez cumhurbaş-kanını seçtiği 10 Ağustos’un seçmen sayısı ne?
52.920.985
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) henüz resmi sonuçları açıklamadı, ama gayri resmi sonuçlara göre sandığa giden seçmen sayısı:
39.851.594
Geçerli oy sayısı:
39.120.906
Sandığa gidenlerden 730 bin 688 kişi “geçersiz oy” kullandı. Bu insanlardan ne kadarının “potesto”cu, ne kadarının yanlışlıkla oyunu heba ettiğine dair bir veri yok.
Bu demektir ki bu seçimde 13.800.079 kişinin tercihi sandığa yansımadı.
Ciddi bir rakam bu.
Sandığa gitmeyenlerden bir kısmının tatilci, bir kısmının mevsimlik işçi, bir kısmının, “Nasıl olsa vereceğim oy sonucu değiştirmeyecek” düşüncesiyle hareket ettiğine dair yorumlar yapılıyor.
Milyonlarca seçmenin sandığa gitmeme gerekçelerini bir yana bırakıp, sandığa gidenlere bakalım.
Yapılan anketlerden ve çevremizdeki insanların beyanlarından da biliyoruz ki sandık başına gidip geçerli oy kullananlardan bir kısmı da o oyu “kerhen” verdi.
“Kötünün iyisi”ne “Evet” mührünü basanların sayıları konusunda hiçbir veri yok, ama yabana atılmayacak bir yekün teşkil ettikleri kanaatindeyim.
Bu tablonun ortaya koyduğu gerçek, insanların siyasetten soğuduğu değil, seçmenin oy verecek ideal parti ya da aday bulamadığıdır.
Türkiye’nin 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer bile 12’nci cumhurbaşkanını seçmek için oy kullanmadı.
12. cumhurbaşkanını seçen Türkiye’nin yaş ortalaması 29.
10 ay sonra milletvekili seçimi olacak. Hâlâ ortada “Gezi ruhu”nu kavrayacak, gençleri kucaklayacak, küs seçmenleri sandığa çekecek bir lider ve parti yok…
Şayet Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedenleri olmalarına rağmen, “Yıkılmadık, ayaktayız” diyerek yönetim kadrolarını değiştirmezlerse olacak şey belli.
Haziran 2015’te yapılacak seçimden sonra yine dönüp sitem edecekler seçmenlere.

KANAL TURUNA ÇIKAN “SİYASET UZMANLARI”

Televizyon kanallarının seçim akşamı yaptıkları yayınlar üç aşağı beş yukarı aynıydı.
Kanallar arasındaki tek fark, sunuculardı.
Çünkü saat 20.00’de “X kanalı”nda izlediğiniz “uzman yorumcu”, bir bakıyorsunuz saat 21.00’de “Y kanalı”nda, 21.50’de ise “Z kanalı”nda…
Siyaset uzmanlarının çıktıkları kanal değişse de kullandıkları cümle kalıpları, savundukları tezler aynı.
İnsan hiç değilse bir kanaldan öbür kanala gidene kadar yolda biraz düşünür, yeni cümleler kurar…
O da yok bunlarda…
Ayrıca her “Hıyarım var” diyene, tuzluk alıp koşmak niye?
“Ben şu kanala söz verdim, sadece oraya çıkacağım” de, işin bitince otur evinde…
Kanal kanal dolaşıp, papağan gibi hep aynı şeyleri tekrarlamanın manası ne?
İşin diğer düşündürücü yanı da şu:
Memlekette seçimleri yorumlayacak akademisyen ya da gazetecilerin köküne kıran mı girdi ki 10 Ağustos’ta kanallar aynı insanları ekrana çıkardı?

BU SEÇİMDE KAYBEDEN YOK!

Bu yaşıma kadar çok seçim gördüm, ama böylesini tanıklık etmedi gözlerim.
Adaylardan biri AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, diğeri CHP ile MHP’nin kurduğu çatı altında birleşen 14 partinin adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, diğeri HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’tı.
Erdoğan, ilk turda Cumhurbaşkanı seçildi.
Kaybeden Ekmeleddin İhsanoğlu’nun sonuçların açıklanmasının ardından ilk demeci şu oldu:
“Galiptir bu yolda mağlup.”
CHP ve MHP yetkilileri de kaybeden taraf olmadıklarını açıkladı.
Selahattin Demirtaş, HDP’den daha çok oy aldığı için kazançlı.
Türkiye ilk kez, kaybedeni olmayan bir seçim gördü.

GÜNÜN SÖZÜ
Dünya; kötülük yapanlar değil, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanlar yüzünden tehlikeli bir yerdir.” (Albert Einstein)